menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor

37 0
14.04.2026

ABD ile İran arasında Pakistan’da yürütülen ancak anlaşmaya varılamayan görüşmelerin ardından, Trump, Fox News’e yaptığı açıklamada, “görüşmelerde birçok başlıkta ilerleme sağlandığını ancak en önemli konu olan nükleer konusunun çözülemediğini” belirterek, yeni tehditler savurdu: “ABD Donanması, dünyanın en güçlüsü olarak, derhal Hürmüz Boğazı’na giriş yapmaya veya çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacak” dedi.

Trump tehditlerini sürdürüyor

Trump, “ABD’nin uygun zamanda İran’ı “ortadan kaldırmaya” hazır olduğunu da belirterek, İran’ı bir kez daha sivil altyapısına saldırmakla tehdit etti. Ayrıca ateşkes duyurusundan kısa bir süre önce, “bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” şeklindeki, çok eleştirilen tehdidinden “pişmanlık duymadığını da” belirtti. “NATO’nun utanç verici bir tutum içinde olduğunu vurguladı” ve İngiltere Başbakan’ı Keir Starmer’a yönelik sert sözler sarf etti. (1)

Diğer yandan İran, uzun süredir nükleer silah peşinde olmadığını ileri sürüyor ve sadece sivil nükleer programı yürütme hakkında ısrar ediyor. Nitekim 2015’teki tarihi nükleer anlaşma, bir yılı aşkın süren müzakerelerin ardından imzalanmıştı. (Ancak bazı uzmanlar, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun, silah sınıfında olmasa da silah sınıfına ulaşmak için teknik olarak sadece küçük bir adım uzaklıkta olduğunu ileri sürüyor).

İran’ın nükleer silahı var mı?

İran’ın şu anda nükleer silahı yok ve hiç olmadı. İran’ın, ABD’nin yardımıyla başlattığı bir sivil nükleer programı var. 1970’lerin ortalarından itibaren ABD, İran Şahı ile nükleer enerjiye yatırım yapılması konusunda müzakereler yürüttü. Bunun en önemli nedenlerinden biri ABD merkezli enerji şirketlerinin bu ihaleleri alabilmesiydi. Bu çabalar hiçbir zaman meyve vermedi ve 1979 İran Devrimi’nde Şah hükümetinin yıkılmasıyla sonuçsuz kaldı. Humeyni Devrimi, ABD’nin İran’a karşı muhalefetini tırmandırdı. Herhangi bir somut kanıt olmamasına rağmen, İran’ın nükleer silah ürettiği iddiaları yaygın bir şekilde dolaştırıldı.

Oysa Birleşmiş Milletler’in nükleer denetim kurumu IAEA, 1980’lerin başından itibaren İran’ın nükleer enerji kapasitesini denetlemeye başladı. 2003 yılında, olası askeri kullanım amaçlı erken dönem araştırmalara dair kanıtlar bulunmasından bu yana, bu denetimler çok daha kapsamlı ve ciddi bir hal aldı.

Ancak yine 2003 yılında İran hükümeti, nükleer silah üretme niyetini kesin bir dille reddeden açıklamalar yayınladı ve bu tür silahları İslam ilkelerine aykırı olarak nitelendirdi. Bu tutum o günden bu yana değişmedi; ayrıca eski ABD Devlet Başkanı Obama’nın imzaladığı 2015 İran Nükleer Anlaşması’ndan bu yana yapılan uluslararası denetimlerde, nükleer silah üretimi yönünde hiçbir kanıt bulunamadı.

Nükleere ilişkin kanıt yok!

Daha yakın bir tarihte, Ağustos 2025’te, ABD istihbarat topluluğu bir bütün olarak “İran’ın nükleer silah üretmediğini ve kısa süre önce öldürülen Dini Lider Ali Hamaney’in 2003’te askıya aldığı nükleer silah programını tekrar gündeme getirmediğini ” açıkladı.

ABD ve İsrail bu savaşı başlatmadan bir gün önce, Umman Dışişleri Bakanı, CBS News’e, “İranlı müzakerecilerin İran’ın zenginleştirme programına o kadar katı sınırlamalar getirilmesini kabul ettiklerini”, “bu sınırlamaların “asla bomba yapabilecek nükleer malzemeye sahip olamayacakları” anlamına geldiğini ve “tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) denetimlerine tabi tutacaklarını” söyledi. Bu azaltma seviyeleri, 2015 İran nükleer anlaşmasında uygulananlardan bile daha katıydı. Buna rağmen, ertesi gün ayni ABD-İran görüşmelerinin........

© Yeni Yaşam