Emeğin sönmeyen meşalesi 1 Mayıs
Tarihte büyük günler, büyük mücadeleler sonucu doğmuştur. Bu, 1 Mayıs için de böyledir. İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve savaşım günü olarak 1 Mayıs; işçi sınıfının emek ve özgürlük eksenli burjuvaziye karşı yürüttüğü kararlı mücadelenin sonucunda doğmuş ve dünya işçi sınıfının mücadelesi tarihine altın harflerle geçmiştir. Dünya tarihinde pek çok gün, yaşanmış büyük acıların ya da kazanılmış zaferlerin nişanesi olarak anılır. Ancak 1 Mayıs, hepsinden farklı bir yere sahiptir. O, fabrikalardan tarlalara, ofislerden şantiyelere kadar hayatın her alanını var edenlerin; insanca yaşam talebi etrafında birleştiği evrensel bir çığlıktır.
“Bir günlük isyan-daha azı değil. Emeğin dünyasını egemenlik altında tutan kurumların sefil sözcülerinin denetimi dışında bir gün. Emeğin kendi yasalarını yaptığı ve bunları uygulamaya koyma gücünü elde ettiği bir gün. Emekçi ordusunun birliğinin yarattığı muhteşem gücün, dünyanın tüm halklarının kaderlerini ellerinde tutanlara karşı çevrildiği bir gün.” diyordu 1885 tarihli AFL-Emek Federasyonu’nun bildirisi.
Her şey, 19.yüzyılın sonlarında işçilerin günde 12 ile 16 saat arasında değişen çalışma sürelerine karşı günde 8 saat çalışma talebiyle başladı. ABD’de yarım milyona yakın işçi bu taleple greve çıktı. 4 Mayıs’ta Chicago’daki Haymarket........
