Ortadoğu dönüşürken iktidar hâlâ 20. yüzyılda mı?
Esad rejiminin devrilmesiyle Ortadoğu’da yeni bir güne uyandık. Soğuk Savaş’ın özel siyasi ikliminde yeşermiş olan Baasçı ideolojinin son kalesi olan Esad rejimi yıkıldı. Böylece Ortadoğu’daki en katı ulusçu ve ulus devletçi egemenden biri daha tarih sahnesinde yerini aldı.
Esad’ın devrilmesi ve İsrail’in müdahaleleriyle birlikte Ortadoğu birçok düzlemde yeni arayışlara sahne araladı. İlk olarak jeopolitik düzleme bakarsak, Ortadoğu jeopolitiği yüz yıl sonra köklü bir dönüşüm geçiriyor. Artık ulus-devletçi egemenlik biçiminin Ortadoğu’da yaşaması ve moda trend olması mümkün değil. Sovyetlerin yıkılışından beri anlamsızlaşan ulusalcı ve ulus-devletçi anlayışlar yerini yeni egemenlik biçimlerine bırakıyor. Bu çözülme ve yerine ikame edilecek jeopolitiğin etnik ve dinsel lenslerden kurtularak oluşturulması Ortadoğu’nun geleceğinde bir yenilik ortaya çıkarabilir.
İdeolojik-politik düzlemde ise tarihsel kırılmalar yaşanıyor. Ortadoğu’nun geleceği, İslamcılığın tarihsel serüvenini ciddi anlamda etkileyecek. İslamcılık her tonuyla tarihsel ve toplumsal bir sınamadan geçiyor. Muhalefetteki iddialarının iktidara geldiğinde veya marja düştüğünde bütünen ortadan kaybolduğu, hatta kimi zaman zıddına dönüştüğünü deneyimleyen bir coğrafya ve milyonlarca insana, bir kez daha kendisini anlamlı bir şekilde ifade etmek ve hikayesini yeniden yazmak zorunluluğuyla karşı karşıya. Öte yandan İslamcılığın veya herhangi bir etno-dinsel ideolojinin dışında duran eşitlik, adalet, demokrasi, özgürlük gibi temel ilkeler etrafında örgütlenen bir model, siyasetin kültürel ve dinsel alandan kurtulmasını sağlayarak........
