Barış ve Kürtlerin hukuku: Soru, kaygı ve korku
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde “Kürtlerin hukuk içine alınması” siyasal bir talep olarak üç temel durumun ortaya çıkmasına neden oldu. Biri anlamaya, diğeri devletin kaygısına, sonuncusu toplumsal kuruluş kodları ve imtiyazlarının korkusuna dayanan üç durumla karşı karşıyayız.
Bu durumları ele alarak “Kürtlerin hukuku tanınmalı” cümlesinin kapsamını ve karakterini belirgin hale getirmek sürecin ve nihai barışın anlaşılmasına katkı sunabilir. “Kürtlerin hukuku tanınmalı”, “Kürtler hukuk içine alınmalı”, “Hukuk Kürtleri dışlamayı bir yana bırakmalı” gibi cümlelere eşlik eden soru, kaygı ve korkular sürecin önündeki psikolojik bariyerlere işaret ediyor olabilir.
“Kürtlerin hukuk içine alınması” siyasal talebinin ortaya çıkardığı ilk durum bir sorudur: “Bu, ne demektir ve nasıl olacak?” Bu sorulara yeterli cevap verilmediği takdirde ikinci durum ortaya çıkmaktadır. İkinci durum, devletçi aklın klasik anti-Kürt politikalarının neden olduğu kaygıların yeniden canlanmasıdır. Üçüncü durum ise toplumsallığın kuruluşu ve toplumsal psikoloji ekseninde, arka planında sosyo-ekonomik ve sosyo-politik gerekçeler bulunan bir durumdur: Eşitlenme Korkusu.
“Kürtlerin hukuk içine alınması”, hukuk kavramının teknik-dar anlamda yorumlanması demek değildir. Dar anlamda hukuk, pozitivist tüm etkilerini taşıyan biçimde, kanun ve içtihatlardan oluşan, yazıldığı anda -çoğunlukla Kıta Avrupası geleneği olarak yazılı hukuk- sonuç doğuran, dolayısıyla yasa olarak kesinlik derecesinde ele........
