En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz
Türkiye bir erken seçime gidiyor. Saray’ın akılda nelerinden Mehmet Uçum’un, muhalefetin erken seçim talebinin neden kabul edilemeyeceğine dair yüksek perdeden atıp tutmaların ardından, iktidar açısından da bir erken seçimin zorunluluğunu tartışarak, Erdoğan’ın adaylığına çıpalanmış bir Cumhurbaşkanlığı seçimi stratejisini gündeme getirdiği de göz önüne alındığında, eski tabirle erken seçim “sathı maili”ne girdiğimizi söylemek kehanet sayılmaz.
Uçum’un da sonunda konuyu getirip bağladığı gibi, erken seçim AKP’ye ve iktidar blokuna Erdoğan’ı dördüncü kez cumhurbaşkanı seçtirebilmek için lâzım. 2010’dan bu yana iktidar blokunda seçimler, esasen AKP’den çok, Erdoğan’a ve hanedanına meşruiyet üretme kaldıracı olarak iş gördü. “Tek adam rejimi”nin işlediği 16 yıl boyunca “her şey Erdoğan için” yapıldığından, onun dışındaki adaylıklar bir meçhulden ibaretti; bugün de Erdoğansız herhangi bir seçim, hâkim ittifak için tehlikeli bir macera. AKP, ve hatta, hâkim ittifak evreninde bir “ikinci adam” yok. AKP Genel Başkan Yardımcılarını kimse bir çırpıda sayamaz. En önemli bakanlıkların başında kimlerin durduğunu, kanaat önderlerinin kimler olduğunu kimse hatırlamaz. En çok tanınan AKP’liler ise -eğer hain ilan edilmemişlerse- çoktandır ünlüler hurdalığında çürütülüyor.
Bu şartlar altında, hâkim ittifakın iktidar formülü tek: “Ölene kadar Erdoğan”! Ancak bu formülün bir kusuru var: Anayasaya aykırı olması. Anayasa’nın “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” sınırı, 2023’te, metindeki “kimse” ifadesinin Erdoğan’ı bağlamadığı, çünkü “o cumhurbaşkanlığının bu cumhurbaşkanlığı olmadığı” safsatasıyla aşılmıştı. Uçum böylece........
