menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bahçeli’nin ‘totaliter’ fantezileri

13 0
wednesday

Devlet Bahçeli, kabul etmek gerekir ki, yeni parlamenter yılın başlamasından bu yana, “silah bırakma” anlatısı bağlamında hem güncel siyasal temaları hem siyasal söylemi belirlemekte iktidarın büyük ortağı Erdoğan’dan da etkin bir rol üstleniyor.

Söylem üstünlüğünün iki ortaktan küçüğe geçmesi, Erdoğan’ın “büyük lider” kibriyle gündemdeki meseleyi adlı adınca çağırmaya tenezzül etmeyerek, örtük ifadelerle ve soyut temennilerle konuşmasına karşın, Bahçeli’nin konunun dolaylı dolaysız taraflarını ve öznelerini doğrudan muhatap almaktan, Öcalan’a Öcalan, PKK’ye PKK, tecride tecrit, Kürt’e Kürt, İmralı’ya İmralı, silaha silah demekten kaçınmamasıyla doğrudan ilgili. Bahçeli’nin böylece, yalnızca muhatap aldıklarını değil, gündemdeki konunun bütün düzeyleriyle irtibatlı süreçleri, toplulukları ve kimlikleri de uyarıp sözünü kamusal söylemin bir parçası kılarak ve bunun bütün taraflar nezdinde sonsuzca yankılanmasına imkân vererek sonunda hikmetinden sual olunmaz bir “bilen” statüsü edinmeyi başardığı söylenebilir.

Doğrusu, Bahçeli’nin hafızalarda yer etmiş nümerolojik sayıklamaları düşünüldüğünde Bahçeli’den böyle bir performans beklenmezdi. Örneğin 2009’daki şu tez: “[…] 9 Şubat 2009 MHP’nin 40. yılı. Bu sene siyasi partiler yasası gereği 9. büyük kurultayımız da 2009 yılında olacaktır. Demek ki 9 ışık 3 dalga 9’la iktidara doğru yürüyor demektir. Bu sebeple 2009 yılı hayırlara vesile olacaktır. […] 2009 yılındayız. 2009’un sıfırlarının üzerine çarpı koyun, atın. İki sıfırı kaldırdık. Ne kaldı 29. 11 ile 29’u toplayın ne oldu, 40. Milliyetçi hareketinin 40. yılı. Bunlar tesadüf olamaz…”

Ya da şu “altılı masa” eleştirisi: “6 rakamına dikkat ediniz, bu rakamı ters çevirince 9 çıkar. Mesele bakmak değil görmek. Biz 6’ya bakınca yuvarlak masa çevresinde kurulan kumpası; 9’a bakınca huzuru, 9 ışığı görüyoruz.”

O nedenle, bu arka plan üzerinde aynı Bahçeli’nin, örneğin 22 Ekim’de partisinin grup toplantısında, “Kürt Sorunu”nun çözümsüzlüğünden kaynaklanan çatışmaya son verilmesine yönelik şu sözlerinin neredeyse inci değeri kazanması ve siyasal söylemde sıçrama yaratması pekala anlaşılabilir: “[…] Teröristbaşı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere de sesleniyorum; şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘Umut........

© Yeni Yaşam