CHP’nin çöküşü, iktidarın manevrası ve yeni bir ufkun imkânı
Ortadoğu yangın yerine çevrildi. Ukrayna bile İran-ABD-İsrail savaşına dahil oldu. Savaş yayılıyor ve hemen her ülke savaşın içine çekilip taraf olmaya zorlanıyor. ABD ve İsrail çizgisi dayatılıyor. Bu bazen NATO üzerinden bazen İbrahim Antlaşması üzerinden, İran karşıtlığı ya da Filistin düşmanlığı üzerinden yapılıyor. Ama hep aynı yere çıkıyor ve halklar ezim ezim eziliyor. Ankara ise giderek bir yere sürükleniyor. İç politikadaki her gelişme bundan bağımsız değil. İran konusu “Kürt sorununda şiddet ve savaş sarmalından çıkışı” dayatırken aynı zamanda muhalefeti ezme, tasfiye etme ve sindirme hesabıyla paralel sürüyor. Davutoğlu’nun partisini feshi konusu bile önümüzdeki dönemin tasarımı olarak iş görebiliyor. Siyaset, çoğu zaman görünürdeki kaostan ziyade, görünmez stratejilerin sahnesidir. Bunlar görülmeli ve saflar sıklaştırılmalıdır… CHP’de yaşanan karmaşa, yüzeyde iç hesaplaşmalar, kişisel hırslar ve örgütsel çözülmeler olarak sunulsa da aslında iktidarın ve güç odaklarının hesabıyla ilintilidir. Gelişmeler, muhalefeti bölüp parçalama, etkisiz kılma ve kendi ömrünü uzatma sanatının ustaca bir tezahürüdür. Erdoğan’ın “bizim dışımızda cereyan ediyor,” söylemi ise gerçeği izah etmekten uzaktır. CHP’ye kayyım ile ifrata vardırılan süreç devam ediyor. Bu hamle, eşi benzeri az bulunur bir manevradır; Erdoğan ve ekibinin muhalefeti alt etmedeki yeteneği, dünyanın en değme burjuva politikacılarına taş çıkartacak düzeydedir ve burada da icra ediliyor. Trump’ın bile “hileli seçimleri en iyi o bilir” mealindeki iç geçirişi, bu yeteneğin uluslararası bir itirafı gibidir. Ancak asıl trajedi, butlan kararlarıyla Kılıçdaroğlu ve çevresinin kayyımlaştırılması, seçilmiş yönetimin polis marifetiyle merkezden atılması,........
