Medya dilindeki irtifa kaybı
Ankara İstihbarat Dil Okulu, 12 Eylül’de, Gözetim Evi adı altında zindan haline getirilmişti. Derslikler hücrelere dönüştürülmüş, yurdun birçok yerinden gözaltına alınan devrimci subaylar, askeri öğrenciler buraya getirilerek kontrgerilla tarafından sorgulanıyordu. Havacı subaylara sıra 1982 temmuzunda geldi. Yaklaşık 22 subay iki ay kadar burada gözlerimiz bağlı sorgulandık. Baskılara işkencelere karşı birbirini ele vermeyecek, sağlam yoldaşlık bağlarımız vardı. Birkaç kişi dışında çözülüp konuşan çıkmadı. Bu sürede hücrelerin birbiriyle temas etmesi yasaktı kuşkusuz. Tuvalete tek tek çıkılır, bir kişi hücreye dönüp kapısı kilitlenmeden diğeri çıkamayacak şekilde koridor boş tutulurdu. Her şeye rağmen, gardiyan olarak görevlendirilen askerlerden risk alıp bizleri görüştürenler oldu. Seksen öncesi köylerinde, mahallelerinde devrimcilerle karşılaşmış genç erler vardı içlerinde. Bir akşam peş peşe sorguya alınan bir arkadaşımla görüşebilmek için nöbetçi erden ricada bulundum. Arkadaşımı tuvalete çıkarttığında benim de hücremin kapısını açtı. Kısa süre görüşebildik, ancak tam bu sırada nöbetçi subay geldi. Ben hemen içeri girip kapıyı kapatsam da kapı kilitli olmadığı için........
