Rojhilat’taki birliği İranileştirmek
ABD-İsrail blokunun İran’a dönük rahatsızlıklarının kaynağında bu ülkenin bölgede kurduğu siyasi-ekonomik denge bulunmaktadır. İran bu güçlere rağmen Ortadoğu’da önemli bir siyasi-ekonomik gücü elinde bulundurduğu için hedeflenmektedir
‘12 Gün savaşı’ olarak kayıtlara geçen muharebede İran’ın durumunu test eden, askeri kabiliyetini ölçen ABD-İsrail tarafı nihayet ikinci saldırıyı başlattılar. Malum! Diğer seferde saldırıların odağında öncelikle üst düzey yöneticiler vardı ve daha ilk anda güvenlik bürokrasinin üst yönetimi tasfiye edilmişti. Bu defa da benzer bir yolun izlendiği hatta onu da aşar bir biçimde İran’ı şok edecek bir saldırının devreye konulduğu görülüyor.
İran’ın en üst düzey yöneticisi, dini lider Ali Hamaney’in hedeflenmesi ve tasfiyesi sıradan bir savaşa tanık olmadığımızı daha ilk anda belli etti, ediyor. ABD-İsrail bloku Hamaney’in hedeflenmesi ardından İran’dan gelişebilecek tepkileri az çok tahmin etmiş, aylardır bunun hazırlığına girişmişlerdir. Öyle olmasa birinci savaş olarak adlandırılan 12 günlük muharebede Hamaney’in hedeflenmesi mümkündü. Ki, Trump zaten bunları dillendirdi. Fakat o dönemde yönelmemeleri İran’ın kapasitesine tam manasıyla hâkim olmama, öngörememeden kaynaklanıyordu. Aradan geçen zamanda, bu konudaki soru işaretlerinin cevabını bulduğu anlaşılıyor.
ABD-İsrail bloku uzun bir süredir İran’daki mevcut yönetimden rahatsız olduklarını ve değiştirmek istediklerini dile getiriyorlardı. Buna gerekçe olarak da rejimin ideolojik alt yapısını ve elindeki silahları gerekçe gösteriyorlardı. Fakat gerçekliğin böyle olmadığı, böyle bir gerekçe olsa, aynı güçlerin Afganistan’da yönetime Taliban’ı, Suriye’de yönetime DAİŞ artığı HTŞ militanını getirmeyecekleri aşikâr. Nükleer silaha sahip Pakistan ve Hindistan ile en fazla ilişkileri olan, bunları ayakta tutan güçlerin başında ABD ve İsrail bulunuyor. Dolayısıyla kamuoyuna dönük dile gelen bu gerekçelerin herhangi bir inandırıcılığı yoktur.
ABD-İsrail blokunun........
