Islanmış gülüşler
Ertelenen yaşamların her şeyi geciktirdiği bir dünya dönüyor. Bir girdap rüyalara giriyor ve her şeyi kabusa çeviriyor. Eskiyen yerleri ağrıyor insanın, sızlıyor eksik kalan ne varsa. Bir tekrar, bir nakarat ya da tek bir yankı. Evet, yankılanan yansıyor hayatın içine.
Şekli varmış gibi dünyanın, bir mekân tahayyül ediyoruz ve havsalamız bir alaka, bir akrabalık ve bir yakınlık kuruyor hemen. Sanki her şey zamanın içinde de bu zamanların dışarısı yokmuş gibi. Tekleyen hafıza, birbirine benzeyen renkler, uzakları yakın gösteren umutların hilesi. Kanmak varsa kanamak da var kadar eski bir gerçek, gelip adres sormadan buluyor insanı. Hem de çok gerçek, çok da aniden.
Iskalanmış, vazgeçilmiş, koyverilmiş hayatların karnavalında sınanıyor dünya. Beklenen sevinçler, gözetilen umutlar, terk edilmiş sızılar bir bir yakalıyor insanı ve fısıldamıyor, bağırıyor artık: Gelecek gelmeyecek. Israrla altı çizilmiş cümleler hatta raylar götürüyor buradan yolu gözlenen ne varsa.
Kaybolmuş bir balon, üzülmüş bir şemsiye, ıslanmış bir gülüş, adım adım kaçan keyifler, birer........
