Yaşama anlam ve sevgi katmak
Dar alanla ve sınırlı bir çalışmayla yetinmeyen, ihtiyaç duyulan her alanda ve çalışmada yer alma becerisini göstererek demokratik komünal toplumu inşa etmenin imkanları doğmuştur. Bunun için müridin mürşide olan aşkıyla yaşama bakabilmek yeterlidir. Yaşama anlam ve sevgi katmak geleceği kazanmaktır
Bilim insanları canlılığın suda başladığı konusunda hemfikirdir. Hayatın kaynağı ve onsuz olunamamaktadır. Hayatın bir diğer olmazsa olmazı gıdadır. Bu da ekmekle sembolize edilir. Onun için gereklilik arz eden konularda “ekmek ve su kadar ihtiyaçtır’’ sözü sıkça kullanılır.
Siyasal ve toplumsal mücadeleler açısından da ekmek ve su kadar ihtiyaç duyulan çok sayıda olgusal gerçeklikler var. Söz konusu toplumsal inşa olursa ihtiyaçlar listesi sorunun kapsamı ve niteliksel büyüklüğü kadar uzar. Kürt ve Kürdistan gerçekliğinde yaşanan toplumsal sorunların mahiyeti göz önüne alındığında yapılması gerekenlerin önemi bir o kadar daha artar. Ekmek ve su kadar ihtiyaç görülen temel husus, toplumu demokratik esaslarla örgütlemektir. Dönemin temel görev ve sorumluluklarının başında bu husus gelmektedir.
Kürdistan’da devrimci olmanın, devrimcilik yapmanın kendine özgü kriterleri var. Her şey aleyhte işlerken bunu tersine çevirecek, pozitif bir inşaya dönüştürecek strateji ve taktik doğrultusunda sonuç geliştirmekle mükellefiz. Büyük bir duyarlılıkla, sorumluluk bilincinin hep diri tutulması gereken zamanlardayız. Bu da zamanın ruhuna uygun tutum sahibi olunarak devrimci bir bilinçle çalışma yürütmeyi gerekli kılıyor.
Yaşama “dört elle sarılmak’’ gerek. Yaşama anlam biçmeli, sevgi katmalıyız. Anlamın ve sevginin olmadığı bir yaşam ‘‘bizim değildir’’ diyerek yeniden yaratmalıyız yaşamı. Modernitenin içini boşalttığı, anlamsızlığı ve hiçliği yaşam tarzı haline getirdiği, kültürel değerlerine yabancılaştırarak, özentili ruh haline büründürülen yaşama karşı hakiki yaşam arayışçısı haline gelindiğinde ancak anın devrimcisi olunur.
Yaşamı elinden alınmış, kendisi olmaktan........
