Şiddete karşı çözüm komünalizmdir! – 2
Mevcut ilişkiler güç ve iktidara odaklı olduğundan, kişinin değeri de maddi boyutu ön planda olan bir çıkar ilişkisine dönüşür. Bu bağlamda açığa çıkan önemli bir sorun da adalet hissiyatında ortaya çıkan zaaflardır
Modern yaşamın insan hayatını kolaylaştıran yönleri olduğu gibi bireyi farklı ruh halleri ve düşünce dünyasına götürdüğünü de görmek gerekir. Gelişen teknoloji, her an her şeyden haberdar olabilme, istediği şeye ulaşabilme kapasitesi vs. sistem içerisinde “sunulan imkânlar’’ olmaktadır. Fakat günümüzde yaşanan toplumsal sorunların ulaştığı düzey, bireyi değerlendirme konusu yapmaktadır. Egemen sistem, iktidarlar, bu iktidarların toplum ve doğaya karşı uyguladığı politikalar kadar sorunların çoğunlukla mağduru pozisyonuna hapsedilen bireyin konumu da tahlile tabii tutulmak durumundadır.
Bireysel şiddetin akıl almaz biçimlere büründüğü ve bu durumun dayak, cinayet, fiziki işkence vb. gibi şiddetin salt fiziki biçimleriyle sınırlı olmaktan çoktandır çıktığı bir dönemi yaşıyoruz.
Şiddete bu kadar meylin olması tahlil edildiğinde kimi noktalar tespit edilebilir. Kişilikte yaşanan boşluk ilk dikkati çeken nedenler arasında yer alır. Kişilikteki boşluğu somut bir şekilde gösteren ama şiddetle bağı genellikle kurulamayan pratiklere özellikle odaklanmak gerekir. Örneğin; tüketim kültürü bu bağlamda incelenmesi gereken önemli bir konudur. Modern çağın içinde bulunduğumuz döneminde tüketim kültürü, toplumun ayrıcalıklı kesimlerine has bir olay olmaktan çıkmıştır. Toplumun büyük bir çoğunluğu, arzulanan nesneye ulaştıktan sonra farklı arayışlar ve hep yeni bir şeyin peşinde olma durumundadır. Peşinde olunan; bir nesne, düşünce, bilgi, hatta kişi bile olabilmektedir. Tüketim kültürü dendiğinde; üretim ve yaratım unsuru gözetilmeksizin tüketime saplanma hali anlaşılmalıdır.........
