Sınıflaşmış Türkler II (yeni orta gelirin finansmanı problemi)
Toplumda orta gelir kaynaklarını değiştirmekte ve bundan mülhem geleneğimize aykırı olduğu halde bir sınıflaşma yükseliyor.
Dijitalleşmenin beklenen olumsuz etkisinden sakınma güdüsü, yani geleceğe hazırlıksız yakalanmama arzusu, bu gelişmeyi sürüklüyor. Diğer taraftan gelir adaletinin bozulması meseleyi biraz anlayanları gemisini kurtaran kaptan gayretine sokuyor.
Birkaç kişinin zenginleşmesinin binlerin fakirleşmesi karşılığında gelmesi ve ücret adaletinin el çabukluğuyla yok edilmesiyse gelir adaletinin toplamda bozulmasında temel etkenler.
İşine, ücretine, emekli olursa aylığına bel bağlayamayacağını düşünüyor orta gelir grubu. Ve gelirinin biçimini değiştirerek geleceğe dönük bir güvence için sınıf atlamak istiyor.
Ekonomi tecrübesinin ve ekonomik beklentilerin gelecek vehmine dönüşmesini deneyimliyoruz.
Tüm dünya deneyimliyor da en çok biz deneyimliyoruz. Bir de sorunu çözmenin yollarını bildiğimizi düşündüğümüzden özgüvenle daldık evhamlara, gidiyoruz.
New York Belediye Başkanı Mamdani’nin şu sözleri çok çarpıcı; “Gerçek acı, tüm gün çalışıp ailesini doyuramamaktır.” Mamdani bunu New Yorker’lar için söylüyor ama yükselen ve yaklaşan evrensel bir probleme işaret ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Gelelim bizimkilerin sorunu nasıl çözmeyi düşündüklerine… Ne zaman sıkışsak başvurduğumuz yol; rant.
Ranttan faydalanıp üzerine yerleşilmek istenen eşiği aşmanınsa Türkiye’de iki yolu var. Çukur ve uçkur gibi illegal veya gayriahlaki yöntemler bir tarafa bırakılırsa…
Çukurdan bağımlılık ticareti ve yasadışı kumarı (iptila rantı), uçkurdan ise TikTok teşhirciliği (şehvet rantı) gibi yöntemleri kastediyorum.
Bunlar dışındaki iki yola, rant şehveti yollarına,........
