Sınıflaşmış Türkler-I (dijital asimilasyon)
Son dönemde sermaye büyük değişimlere uğradı. Yönetim kurulu başkanları değişen büyük holdingler oldu. Grupların şirket satışları görüldü.
Bunlar bir yorum gerektirir elbet.
Ama o yorum şu değil; “satıp kaçıyorlar”.
Ekonomiler dönüşüyor, işler dönüşüyor, devlet dijitalleşmenin marş kolundaki kilidi açıyor, paradigma başkalaşıyor. Ver artık her iş verimsiz.
Mesela bir banka olmak için binlerce kişi ve yüzlerce şubelik maliyet yerine dijital bir altyapı birkaç on personel yetiyor. İşte bu etkenlerin hepsi birden Türkiye’deki sermaye gruplarında yansımasını göstermeye başladı. Asıl değişimse henüz başlamadı bile. Gerçek yorum bu.
Yalnız meselenin bir de toplumsal tarafı var. Bizim için bir asimilasyona dönüşme potansiyeli olan bir problem…
İzaha şuradan başlayayım; satıp kaçıyorlar yorumu yapanlar, “seçim ekonomisi uygulanacak, o gün ucuz krediler açıldığında her şeyi toplayacağız,” diyenlerle aynı kişiler.
Yalnız hiçbiri bir fabrika, atölye falan almaktan; sonra teknoloji adaptasyonuna tabi tutmaktan bahsetmiyor. Varsa yoksa arsa, konut, ıvır zıvır…
Bu yorumların çıkış........
