Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub (I) Ve 60 yıl sonra hâlâ Yoldaki İşaretler
Şehadetinin 60. yılında Seyyid Kutub (I) Ve 60 yıl sonra hâlâ Yoldaki İşaretler
Seyyid Kutub’un şehadetinin üzerinden altmış yıl geçti. 29 Ağustos 1966’da idam sehpasına yürüdüğünde 59 yaşındaydı. Bugün ölümünden sonra geçen zaman, neredeyse yaşadığı ömrün tamamına ulaşmış durumda. Fakat ömürlerini hakka ve hakikate vefa ve sadakat yolunda feda etmiş insanların hayatları biyolojik ömürleriyle bitmiyor. Yazdıkları, söyledikleri, açtıkları yollar, dostlarında uyandırdıkları sadakat ve düşmanlarında oluşturdukları tepkiyle yaşamaya devam ediyorlar.
Şehadetinden bir gün önce yaşananlar, düşüncesiyle hayatı arasındaki ilişkinin çarpıcı bir son sahnesini oluşturuyor. Kız kardeşi Hamide Kutub’un aktardığına göre, rejim kendisine son bir çıkış yolu göstermişti. Yönettiği iddia edilen hareketin yabancı bir mihrakla irtibatlı olduğunu kabul etmesi hâlinde idamdan kurtulabileceği kendisine iletildi. Kutub bu “yalan söyleyip hayatını kurtarmayı sağlayacak itiraf” teklifini çok açık bir şekilde reddetti: Eğer böyle bir ilişki gerçekten olmuş olsaydı bunu söylemekten yeryüzündeki hiçbir güç kendisini alıkoyamazdı; ama olmamış bir şeyi hayatını kurtarmak için söylemeyecekti. “Ben asla yalan söylemeyeceğim” dedi.
Yine son günleriyle ilgili aktarımlarda kendisinden Abdünnasır’dan af dilemesinin istendiği, buna karşılık Kutub’un şu meşhur cevabı verdiği nakledilir: “Niçin af dileyeyim? Eğer haklı olarak mahkûm edilmişsem hakkın hükmüne razıyım; eğer bâtıl yere mahkûm edilmişsem bâtıldan af dilemeyecek kadar izzet sahibiyim.” Ve ardından dillere destan olan şu sözleri: “Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden şu işaret parmağı, bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf yazmayı reddeder.”
Böylece Yoldaki İşaretler’de Kur’an’a dayanarak tasvir ettiği özgürlüğü hayatının son sahnesinde fiilen temsil etmiş oluyordu. Çünkü Kutub için özgürlük, insanın her istediğini yapabilmesi değil, Allah’tan başka hiç kimsenin karşısında kulluk pozisyonuna düşmemesiydi. Daha önce “Kardeşim, parmaklıkların ardında da olsan özgürsün, bu zincirlere vurulmuş olsan da. Allah’a dayanmışsan sana kulun hileleri neler yapabilir?” diye yazarken söylediği tam da buydu. Zindan insanı hapsedebilirdi ama Allah’a tutunan insanın iradesini teslim alamazdı. On yıl önce, şehadetinin 50. yılında da Kutub’un bu tutumunun onun güçlü siyasal iradesiyle ve dünyayı değiştirme sorumluluğundan hiçbir şart altında vazgeçmeyen anlayışıyla ilişkisine dikkat çekmiştik.
On yıl sonra, yani şimdi şehadetinin 60. yılında Kutub’un en çok tartışılan kitabı hâlâ Yoldaki İşaretler. Yazıldığı andan itibaren dünyanın birçok diline çevrilmiş ve milyonlarca kişi tarafından okunarak İslami öznenin inşasında ilham verici olmuş ve hala olmakta olan bu kitabı tabii ki herkes aynı........
