menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın bir aylık bilançosu: İran’da güçlenen rejim, artan kaos ve yeni denge arayışları

48 0
30.03.2026

İran’a karşı ABD ve İsrail’in başlattığı saldırganlığın bir ayının sonunda dünya bambaşka bir belirsizliğin ve kaosun ufkunda. ABD’nin Trump ve Netanyahu’nun çizgisini izleyerek bu savaşı başlatması, kısa vadeli askerî mantık açısından “ön alıcı darbe” gibi sunuldu; fakat gelinen noktada bunun ciddi bir stratejik hata olma ihtimali güçlenmiş durumda. Çünkü savaşın başlangıcındaki temel varsayım, üst düzey komuta yapısına vurulacak darbelerin İran’ın askerî karar alma kapasitesini hızla çökerteceği, rejim içinde panik ve dağılma üreteceği, buna eşlik eden yoğun hava saldırılarının da füze ve drone kapasitesini birkaç hafta içinde felç edeceğiydi.

HESAP HATASI MI ÖNGÖRÜSÜZLÜK MÜ HESAP İÇİNDE HESAP MI?

Oysa bugün görünen, bu hedeflerin ancak sınırlı ölçüde gerçekleştiğidir. Çeşitli istihbarat değerlendirmelerine göre İran’ın füze ve drone envanterinin yalnızca yaklaşık üçte biri tamamen imha edilebilmiş; önemli bir kısmı hasarlı, gizlenmiş ya da yeraltı tesislerine taşınmış durumda. Bu da ilk askerî planlamanın, İran’ın dağınık, yedekli ve yeraltına gömülü savaş kapasitesini hafife aldığını düşündürüyor.

İran’ın tepkileri bakımından da Washington ile Tel Aviv’in bütün sonuçları öngördüğünü söylemek zor. İran’ın doğrudan karşı saldırı kapasitesinin tamamen kırılmadığı, aksine savaş uzadıkça “asimetrik genişleme” araçlarını daha etkili kullandığı görülüyor. Körfez altyapısına, bölgesel üs ağlarına ve deniz ticaretine yönelik baskı bunun örneği oldu. Ayrıca Yemen’de Husilerin savaşa fiilen katılması, çatışmanın yalnızca İran-İsrail-ABD üçgeninde kalmayacağını ve Kızıldeniz-Babülmendep hattına da yayılabileceğini gösterdi. Bu genişleme, savaşın maliyetini katlayan en önemli beklenmedik gelişmelerden biri sayılabilir. Eğer bir savaş, karşı tarafın merkezî kapasitesini çökertmek için başlatılmışken yeni cepheler ve yeni baskı alanları doğuruyorsa, askerî başarı iddiası ister istemez zayıflar.

İran’ın üst komuta yapısına ve stratejik karar merkezlerine indirilen darbeler, özellikle ilk haftalarda ciddi sarsıntı yarattı. Görünen veriler, İran içinde ağır can kaybı, yaygın altyapı tahribatı ve yönetim mekanizmasında baskı olduğunu gösteriyor. Fakat aynı veriler, rejimin çökmek bir yana, kitlesel pro-rejim gösterileri organize edebildiğini, liderlik kaybına rağmen devlet aygıtının dağılmadığını ve ciddi bir iç çözülme yaşanmadığını da ortaya koyuyor.

BEKLENEN REJİM DEĞİŞİKLİĞİ, REJİM........

© Yeni Şafak