menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke İttifakı: İslam dünyasının kendi güvenliğini kendisinin üstlenmesi

198 0
previous day

Mekke İttifakı: İslam dünyasının kendi güvenliğini kendisinin üstlenmesi

Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın en dikkat çeken veya üzerinde durulan maddesi bu ittifakın özellikle herhangi bir ülkeye veya tarafa karşı olmadığıydı. Yani tabiri caizse “lüzumu halinde” veya saldırı halinde devreye girecek bir savunma iş birliği anlaşması. Buna karşılık bu anlaşmanın birçok ülkeyi daha ilk anda ürküttüğü görüldü.

Doğrusu bizim açımızdan bu anlaşma hakkında ilk sorulması gereken soru “Bu ittifak kime karşı?” olmaktan ziyade, İslam dünyasının üç önemli ülkesinin, hatta daha fazla ülkesinin neden bugüne kadar kendi güvenlikleri konusunda bu ölçekte bir dayanışma mekanizması kuramamış olduğudur. Çünkü esas gecikmiş olan budur.

Yaklaşık bir asırdır Müslüman dünyanın güvenliği büyük ölçüde başkalarının kurduğu sistemlerin içinde, başkalarının güvenlik tasavvurlarının bir parçası olarak düşünüldü. Körfez’in güvenliği Amerika’nın güvenlik şemsiyesiyle, Akdeniz’in güvenliği NATO’yla, Hint Okyanusu’nun güvenliği küresel büyük güçlerin donanmalarıyla; enerji yollarının emniyeti yine dış aktörlerin askerî varlığıyla ilişkilendirildi. Müslüman ülkeler ise çoğu zaman birbirleriyle güvenlik üretmek yerine, birbirlerine karşı güvenliği başka güçlerden satın almak zorunda kaldılar.

Mekke Anlaşması’nın asıl tarihî değeri burada yatıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, kendilerinden herhangi birine yönelik silahlı saldırının üçüne birden yapılmış sayılacağını kabul ediyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bu mekanizmanın teknik bakımdan NATO’nun 5. maddesine benzediğini, fakat herhangi bir ülkeyi hedef almadığını açıkça ifade etti. Üstelik mekanizmanın üç ülkeyle sınırlı kalması gerekmiyor; Mısır başta olmak üzere başka ülkelerin katılımı da gündemde.

Burada Müslüman dünyanın sevinmesi gereken bir gelişme vardır. Türkiye’nin askerî ve teknolojik kapasitesi, Pakistan’ın askerî gücü ve nükleer........

© Yeni Şafak