İran’a ittifak daveti gitti mi? O ülkeler Ebu Zuhur bildirisine neden imza atmadı?
İran’a ittifak daveti gitti mi? O ülkeler Ebu Zuhur bildirisine neden imza atmadı?
İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı sonrası bölgede tansiyon bir hayli yüksek. Yine de arka kapı diplomasisinin devreye girdiğini görüyoruz. Pozisyonları ve kritik gelişmeleri şöyle özetleyebiliriz:
Türkiye açısından: Ankara serinkanlı. Netanyahu’ya seçim malzemesi hediye etmek istemiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuyla ilgili henüz İsrail’in adını anarak bir açıklama yapmadı. Bugün Ahlat’ta Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümünde bir çerçeve çizebilir. Bu, meselenin kamuya açık bölümü. Arkaplanda muhataplara mesajların net bir şekilde verildiğini düşünüyorum (ABD’li elçi Thomas Barrack’ın art arta yaptığı açıklamalar biraz da bununla ilgilidir.) Şunun altını kalın bir şekilde çizelim: Türkiye, Suriye’nin istikrarı için ortaya koyduğu politikadan geri adım atmayacak. Suriye’ye askeri, ekonomik ve siyasi desteği sürdürecek. Suriye-Irak bağlantısallık projeleri ve entegrasyonunu destekleyecek. Terörsüz Türkiye projesinden geri adım atmayacak. Zaman, Türkiye’nin lehine işliyor. İsrail bunun farkında. İzolasyonu derinleşiyor. Enerji ve ticaret koridorlarının dışında kalıyor. Bu yüzden “erken doğum” yaptırmaya çalışıyor. 27 Ekim’de İsrail’de yapılacak seçim önemli bir dönüm noktası olacak. İsrail bundan sonra da saldırgan politikasına devam ederse Tel Aviv’e bazı kırmızı çizgilerin çekilmesi gerekecek (Bu elbette şu anda sınır hattında ve Suriye’de askeri tedbirlerin artırılmadığı anlamına gelmiyor.)
BARRACK KİMİN ADINA KONUŞUYOR?
ABD açısından: Trump’ın elçisi Barrack, İsrail’i suçlayan açıklamalarını kendi adına mı yapıyor yoksa Trump adına mı konuşuyor? ABD Başkanı, bir süredir Netanyahu ile görüşmüyor. Trump’ın Ebu Zuhur saldırısı konusunda da bir yorum yapmadığını görüyoruz. Muhtemelen, İsrail seçimlerini etkileyecek bir........
