Venezüela’da olup bitenler üzerine(1)
Geçtiğimiz cumartesi günü, dünyâ kamuoyunu sarsan bir havadise şâhit olduk. ABD ordusuna bağlı özel birlikler , aylardır abluka altında tuttuğu Venezüela’ya düzenlediği operasyonla , bu devletin lideri Maduro ve eşini kaçırdı ve ABD’ye getirdi. Bundan sonra mahkeme safahatı işleyecek. Muhtemelen Maduro’yu ağır bir cezâ bekliyor. Trump ve onun A Takımı operasyonu naklen izlemiş. Trump, verdiği beyânatta, “Sanki bir dizi izler gibi izledik” dedi. Derken dünyâ haber ajanslarına , Maduro’yu; sâdece onu değil, dolaylı olarak tekmil Venezüela halkını aşağılayan görüntüler servis edildi. Üzerinde salaş bir eşofman, eli kolu bağlı, terliklerini sürüyerek yürüyen bir Maduro…Bu esâsen Yeni Monroe devrinin ilk adımıydı. Bu çarpıcı hâdiseyle , cümle Lâtin Amerika halklarına korku salındı. Artık Nikaragua, Kolombiya, Meksika halkları ve liderleri geceleri rahat rahat uyuyamayacaklar. Bundan sonra ne olacak ? Trump onun da cevâbını vermekte gecikmedi. “Bundan sonra Venezüela’yı bu odadaki ekip yönetecek” dedi. İşte yeni olan buydu. Değilse, ABD’nin sicilinde bu nokta atışı hâdise ilk değil. 1980’lerde Panama’da da aynı şeyi yapmışlar, Noriega’yı da derdest edip ABD’ye getirmişler, mahkeme edip senelerce bir hücrede çürütmüşlerdi. Muhtemelen Maduro’nun başına da benzer şeyler gelecek. Ama, eğer gerçekleşirse ABD, ilk defâ liderini devirdiği bir devlete toptan çökme niyetini gösteriyor. Eğer gerçekleşirse , Guaido ve Machado gibi muhalif liderler havalarını alacaklar. İştahları kursaklarında kalacak. Nitekim Trump, daha baştan Nobel mükâfatlı Machado’yu elediğini açık açık ifâde etti. Aslında bu hâdiseye biraz daha derinlikli bakmak gerekir. Hem olanı hem de olacak olanları anlamak ve bâzı dersleri çıkarmak adına.
Kapitalizm basit olarak, emek ve sermâyenin belli bir toplumsal zeminde bir araya gelmesinden ibâret değildir. O aynı zamanda bir........
