menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenlik mi dediniz?

101 5
16.02.2026

Yeni bir Münih Güvenlik Toplantısını idrâk ediyoruz. 2026 Toplantısı bunun 62.’si. Yâni ilkinin, daha Soğuk Savaşın yerini Yumuşama olarak bilinen başka bir tarz yapılanan bir uluslararası iklimde tertip edildiğini görüyoruz. . Bunu onun konvansiyonel târihi olarak değerlendirmekte bir beis olduğunu zannetmiyorum. Barış ve daha güvenli bir dünyânın tesis edilmesi için ümitlerin yeşerdiği bir târihtir bu. Şöyle bakalım: Meselâ,konvansiyonel akışı ve rutinleri içinde Münih’in yeni bir toplantıya ev sâhipliği yapacak haberi geldiğinde, dünyâ ile alâkadar kamuoyuna hâkim olan hâlet-i rûhiye iyimserlikten başka ne olabilirdi? Nükleer tehlikenin biraz daha geriletildiği, “Yumuşama” ve “Barış İçinde Berâber Yaşama” devrine has daha ileri adımların atılmasına dâir beklentiler bu iyimserliğin belkemiğini meydana getiriyordu.

Duvar’ın yıkılması ve Sovyetler Birliği’nin çöküşü çok radikal bir hâdise oldu. Artık “düşman” taraf olarak bilinen bir blok ortadan kalkmıştı. Daha ne olsundu? Artık Batı’nın temsil ettiği “özgürlükçü” değerler tekmil dünyâya mâl olmasının önünde hiçbir mânia kalmamıştı. . “Kör istedi tek göz; Allah verdi iki göz” kabilinden, bundan daha mükemmeli olamazdı.

Ama gelişmeler bu şekilde seyretmedi. Artık dünyânın tek hâkimi olarak görülen ABD’yi azgın neoconlar idâre etmeye başladı. Güvenlik meselesi hâllolmamıştı. Evet komünizm çökmüştü. Ama ,dünyânın gri coğrafyalarında bâzı kalıntılar , bilhassa Ortadoğu’da varlığını idâme ettiriyordu. Özgürlükçü olmayan bu rejimler dünyâ güvenliğini tehdit ediyordu. Daha Sovyetler’in çöküşü tâzeyken, bunlardan birine, Saddam Irak’ına saldırmakta hiç tereddüt etmediler. Hatırlayalım, Saddam’a saldırırken kullandıkları mâzeret , onun kimyevî silâhlara sâhip olduğu yolundaki iddialardı. Hatta ,Saddam’ın bununla da kalmayıp belki de nükleer silâhlara sâhip olabileceği imâ ediliyordu Irak Savaşını, Afganistan’ı işgâl etmenin bahanesini meydana getiren 11 Eylül hâdisesi tâkip etti. Yeni bir başka tehlike; üstelik bu defâ devlet olarak değil de, gizli hücreler olarak teşkilâtlanmış terörizmdi. Bu daha ağır bir tehlikeydi. Terör, görünmez olduğu ve nerede, ne zamân ortaya çıkacağı belli olmadığı için sıradan insanların günlük hayatlarında tedirginlik........

© Yeni Şafak