menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Enflasyon sen ne güzel şeysin

31 0
04.03.2026

Türkiye ekonomisi 2025 yılını yüzde 3,6 büyüme ile kapattı. İlk bakışta bu oran olumsuz görünmeyebilir. Ancak büyümenin kompozisyonu ve aynı dönemde yaşanan fiyat gelişmeleri birlikte okunduğunda tablo daha karmaşık bir yapıya işaret ediyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çeyreklik artışın yalnızca yüzde 0,4 olması büyüme ivmesinin belirgin biçimde zayıfladığını gösteriyor. Ekonomi yavaşlarken fiyatların yüksek hızda artmaya devam etmesi, klasik anlamda maliyet baskısı ile beklenti enflasyonunun birlikte çalıştığı bir yapıyı gözler önüne seriyor.

2025 yılı sektör performanslarına bakıldığında inşaatın yüzde 10,8 büyümesine karşılık tarımın yüzde 8,8 daraldığı görülmekte. Bu veri, gıda enflasyonunun neden kalıcılaştığını açıklayan önemli bir gösterge aslında. Tarımsal üretim daralırken iç talebin canlı kalması, fiyat baskısını kaçınılmaz hâle getiriyor. Aynı dönemde ihracatın yüzde 0,3 azalması ve ithalatın yüzde 4,9 artması ise dış ticaret kompozisyonunun enflasyonist baskıyı azaltmadığını, aksine maliyet geçişkenliğini artırabilecek bir yapıda olduğunu gösteriyor.

Gelir dağılımı verileri de enflasyonun toplumsal etkisini anlamak açısından kritik önemde. İşgücü ödemeleri nominal olarak yüzde 40,4 artmış olsa da Gayrisafi Katma Değer içindeki payının yüzde 36,9’a gerilemesi, enflasyon ortamında emeğin payının genişlemediğini açıkça ortaya koyuyor. Net işletme artığının payının yüzde 44,1’e yükselmesi ise fiyat artışlarının kâr marjlarını koruyan bir çerçevede gerçekleştiğine işaret ediyor. Bu durum, enflasyonun yalnızca makro bir oran değil, aynı zamanda gelir transferi mekanizması olduğunu gösteriyor.

EKONOMİ HARARET YAPIYOR

Ocak ve Şubat aylarında iki aylık enflasyonun yüzde 8’e dayanması, fiyatlama davranışının henüz normalleşmediğini gösteriyor. Ramazan, hava koşulları veya dönemsel etkiler üzerinden yapılan........

© Yeni Şafak