menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ah bu kiraların gözü kör olsun

21 0
22.07.2026

Ah bu kiraların gözü kör olsun

Türkiye’de alınan her yaşamsal kararın önüne dikilen, hatta evinizin salonuna bağdaş kurup oturan görünmez elin adıdır kira. Evlenme yaşını erteleyen, doğum kararını geciktiren, ebeveyn evinden çıkışı neredeyse imkânsızlaştıran ve insanları ya ömür boyu anne çorbasına ya da hiç anlaşamadığı bir ev arkadaşına mahkûm eden görünmez bir zincir hâline geldi.

Bugün aile evinden ayrılıp kendi ayakları üzerinde durmaya karar veren bir genç, özgürlük bildirgesini kaleme almadan önce dijital platformlarda “fiyata göre artan” filtresine sığınıyor. Evlenmeyi düşünen çiftler romantik akşam yemeklerinde birbirlerinin gözlerinin içine bakmak yerine, “2 1 ararken 1 0’a nasıl sığarız” illüzyonunu tartışıyor. Çocuk sahibi olmayı planlayan bir aile ise henüz bebek bezinin hesabını yapmadan, akordeon paravanla salondan bir oda daha çıkar mı mühendisliğine girişiyor.

Türkiye’de yuva kurma ve çocuk sahibi olma kararlarının tam merkezinde artık sadece duygusal ya da mesleki tercihler yatmıyor. Doğrudan doğruya metrekare fiyatları, depozito taksitleri ve ev sahiplerinin iki dudağının arasından çıkacak kararlar bu gerçekliği her gün yüzümüze vuruyor. Hem TÜİK verileri hem GENAR’ın Haziran 2026 Türkiye Raporu bu değerler krizinin ötesinde yaşanan kapasite krizine işaret ediyor.

GENAR’ın araştırmasına bakarsanız toplumun 7,5’i ideal çocuk sayısını 2, %,2’si ise 3 olarak görüyor. Yani milletçe toplumsal normumuz hâlâ şirin bir çekirdek aile iki çocuk modeline sabitlenmiş durumda; “çocuk da neymiş, hiç çekemem” diyenlerin oranı yalnızca........

© Yeni Şafak