“Düzeleceğiz inşallah be, şu olaylar bir bitsin...”
“Düzeleceğiz inşallah be, şu olaylar bir bitsin...”
Uygulanan ekonomi politikalarının enflasyonist baskıyı tek bir alanda tutamayarak genele yayması, tüketim sepetinin hemen her kaleminde fiyat artışlarını kalıcı hale getirdi. TÜİK’in Ağustos enflasyon verisi yıllık 1,51, aylık bazda ise %1,84 artışa işaret ediyor. Enflasyon o kadar yerleşti ki kalbimize, “Aylar geçse de yıllar geçse de bir ömür böyle sürse de ben seni unutamam” dizeleri sanırsınız ona yazılmış.
Enflasyonun tüm harcama gruplarındaki artışın ötesinde özellikle vatandaşın ikamesi mümkün olmayan harcama gruplarında yapışkan hale gelmesi baskıyı daha da artırmış durumda. Eğitim S,44, sağlık C,46, konut 9,77, ulaştırma 5,08 ve gıda-alkolsüz içecekler 3,79 yağmur gibi yağmaya devam ediyor. Sepetteki 174 alt sınıftan 134’ünde fiyatların artış göstermesi de ekonominin geneline yayılmış katı bir enflasyon dinamiği olduğunu teyit ediyor açıkçası. Resmi verilerin yanı sıra, yaşam maliyetinin en yoğun hissedildiği gıda, barınma ve ulaştırmaya eğitimin de eklenmesi ile vatandaşın tasarruf refleksi giderek yok oluyor.
“Dolapta pekmez, yala yala bitmez…sen bu oyundan çık” oyununda uygulanan ekonomi programımızda her gün farklı bir fakirimiz adaya vedaya ediyor. Mevcut ekonomi programının oluşturduğu tahribat, iş gücü piyasasında da derin bir tezatlık üretmiş durumda. İşsizlik oranı tarihin en düşük seviyelerinden tekrar %8,1e yükselmesine rağmen ilk bakışta ılımlı bir görünüm sergiliyor. Ancak bu oran işgücü piyasasındaki asıl yapısal aşınmayı ve atıl kapasiteyi gizliyor. Politika yapıcı da bu illüzyonu bir marifet gibi sergilemeyi sürdürüyor.
Resmi işsizliğin neredeyse dört katına ulaşan atıl işsizlik emek arzının yaklaşık üçte birinin iktisadi faaliyetin dışında kaldığını veya eksik değerlendirildiğini gösteriyor.........
