Günümüzde değil miyiz?
Günümüzde değil miyiz?
“Hep tarihten bahsediyorsunuz, günümüze gelin artık!” cümlesinde özetlenen eleştiri, ne denli masum ve haklı bir talebin ifadesi görünürse görünsün özünde isabetli değil. Bunun birkaç sebebi var. Önce bu sebepleri özetleyeceğim, ardından eleştirinin isabetli görünmesine yol açan hissin kısa bir tahlilini yapacağım. Sebepleri dört maddede toplayabiliriz.
Birincisi: Tarih hiçbir zaman geçmişte olmuş bitmiş hâdiselerin sayımından yahut tahlilinden ibaret değildir. Geçmiş merakımız insan oluşumuzdan kaynaklanır ve biz daima “kendi” geçmişimizi merak ederiz. Bizimle kan bağı olmayan, aynı coğrafyayı paylaşmadığımız, dünya görüşü ortaklığı dahi bulamadığımız insan topluluklarını, aynı türe mensup olmadığımız canlılarının geçmişteki durumlarını hatta cansız nesnelerin geçmişten günümüze nasıl intikal ettiğini merak ederiz. Bir şahsın ve topluluğun kendisine dair bilinci arttığı oranda çok geniş anlamıyla tarihe dair merakı da artar. Bu merak sadece hayvanlarda ve cansız nesnelerde bulunmaz. Dolayısıyla ister düşünce ister yaşam biçimleri ister başka bir alanda olsun tarih araştırması, insanın kendisini ve içinde yaşadığı doğal ve insani çevrenin kendi zamanına kadar nasıl ulaştığını anlamayı amaçlar. Durum, çok geniş anlamıyla tarih hakkında böyle olmasına rağmen İslam döneminin en yakın varisleri olarak bizlerin bu döneme dair merak, araştırma ve müzakerelerimizin yadırganacak bir tarafı olamaz, tam tersine tebcil edilmesi gerekir. Tarih konuşmak, günün işidir, geçmişte yaşayan insanlar tarih konuşmalar, sadece tarih olurlar.
İkincisi: Bu iddiayı dile getiren insanlar aynı tavrı, İslam medeniyeti dışındaki hatta İslam medeniyetinde de şerî ve felsefî bilimlerin tarihi........
