Aklı tecrübeden koparmak
Her türden bilgiler kümesinin dayandığı bir tecrübe alanı vardır. Tecrübeler tek biçimli değildir. Hayatımızda bütün ayrıntıların oluşturduğu renklilik aynı zamanda tecrübelerimizin çeşitliliğini gösterir. Fizik, kimya gibi bilimlerle uğraşanların tecrübe alanlarıyla dindarlık idrakinin, bir kelamcının veya bir mutasavvıfın tecrübe alanı birbirinden çok farklıdır. Yahut bir müzisyenin, bir psikoloğun, bir tabibin tecrübe alanları farklıdır. Bilimlerden örnek verdim ama sözünü ettiğim durum sadece bilimlere mahsus değil. Sahip olduğumuz maharetlerin, ustalıkların mesela bir ayakkabı tamircisinin, bir çiftçinin, bir arı yetiştiricisinin yahut bir balıkçının tecrübe alanları farklıdır.
Bilgiler, ilgili olduğu tecrübe alanından beslenir, gelişir, dönüşüme uğrayabilir. Fakat en önemlisi, bilginin sınanmasını sağlayan, dolayısıyla da bilgiye güveni tesis eden şey, onun dayandığı tecrübedir. Tecrübe alanından kopmak yahut tecrübe alanını daraltmak, ilgili bilgiler kümesinin zamanla işlevini yitirmesine, değersizleşmesine, anlamsızlaşmasına yol açar. Çünkü bilgileri ifade eden sözcüklerin anlamları ile insani tecrübe arasında bağ kurulamaz hale gelir. Varlıkla bağı kurulamayan anlam ve ona delalet eden sözcük, aslında bilinmiyor ve anlaşılmıyor demektir. Yani ortada sahte bir hikmet vardır. Sahte hikmet ise zulme yol açar.
Sözü şuraya getireceğim: Özelde ilahiyat çalışmalarının genelde çağdaş İslam düşüncesinin tecrübe alanı nedir? Yani ilahiyat bilimleri ve çağdaş İslam düşüncesi kapsamında mütalaa edilen çalışmalar hangi alandan beslenmekte ve hangi alanı açıklamaktadır? Aslında ilk bakışta iki durum........
© Yeni Şafak
