menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Molla Sadrâ’da hikmetin dört yolculuğu

32 0
04.06.2026

Molla Sadrâ, İslam düşüncesinde birbirinden farklı hatta zaman zaman birbirine karşıt görünen büyük damarları yeni bir metafizik terkibe tâbi tutmuş müstesna bir isimdir.

O, İbn Sina’nın aklî metafiziğini, İmam Gazzali’nin bilgiyi ahlakî ve ontolojik bir hâl olarak kavrayışını, Maktul Sühreverdî’nin nur merkezli İşrâkîliğini ve İbn Arabî’nin vahdet-i vücûd irfanını aynı ufukta buluşturmuştur.

Buna rağmen Molla Sadrâ, yeni Türkiye’nin entelektüel ortamına oldukça geç dahil olmuş bir âlimdir. Bu gecikmede mezhep, tarikat ve siyasetin çoğu zaman -müntesipleri için- kalın bir perdeye dönüşmesinin etkisi olsa gerektir.

Molla Sadrâ’yı yerli entelektüel ortama taşıyan ilk isimlerden biri, “Varlık ve İdrak – Molla Sadrâ’nın Bilgi Tasavvuru” (trc. Nurullah Koltaş, Klasik, 2015) adlı kıymetli çalışmasıyla İbrahim Kalın olmuştur.

Ardından Önsöz Yayınları’nın “Molla Sadrâ Külliyatı” başlığı altında yayımladığı risale hacmindeki kitaplar geldi. Bunları “Kitâbü’l-Meşâir – Metafiziğe Giriş” takip etti (trc.: Ahmet Kamil Cihan, Salih Yalın, Fevzi Yiğit, Endülüs, 2021). Nihayet şimdi de Molla Sadrâ’nın başeseri kabul edilen “el-Hikmetü’l-Müte’âliye fi’l-Esfâri’l-Akliyyeti’l-Erba’a - Dört Aklî Yolculukta Aşkın Hikmet”, Şamil Öçal’ın proje-çeviri editörlüğünde dokuz büyük cilt -bakışımlı metin- hâlinde Türkçe’ye kazandırılmış bulunuyor (Litera, 2023-2025).

İslam düşünce tarihinde bazı eserler vardır ki yalnızca bir kitap değil, başlı başına bir medeniyet tasavvuru olarak okunurlar. Molla........

© Yeni Şafak