Her manevî sanat tasavvuru aynı metafiziğe dayanmaz
Her manevî sanat tasavvuru aynı metafiziğe dayanmaz
Kandinsky’nin sanatçı anlayışı üzerinde de durmamız gerektirir. Zira onun sanatçısı yalnız teknik maharet sahibi değildir. Sanatçı, çağının henüz fark etmediği manevî imkânları sezebilen ve bunları biçime dönüştürebilen kişidir.
Kandinsky’nin manevî üçgen tasavvurunda sanatçı, insanlığın manevî hareketinin önünde bulunabilir ve bu düşünce sanatçıya önemli bir öncülük vazifesi yükler. Ama bu bakış İslam sanat nazariyesi bakımından şu iki meseleyi doğurur: 1-Sanatçının kendisine mahsus idraki; 2- bu idrakin kaynağı ve sınırı.
İslâm sanat düşüncesinde sanatçının mahareti, hayali, idraki ve şahsiyeti inkâr edilmemekle birlikte, bunların tamamını sanatçının mutlak yaratıcı kudretine bağlamak da mümkün değildir.
Bu babta özellikle kesb, istidat, ilham, sanat, amel ve edep kavramları üzerinde durmak gerekir. Sanatçı eserini meydana getirir; fakat meydana getirdiği şeyin bütün imkânlarının mutlak kaynağı değildir. Ayrıca malzemeyi ve görünürlüğü kendisi yaratmaz. Rengin ışıkla ilişkisini kendisi meydana getirmez. Harfin, sesin, taşın ve mekânın bütün imkânlarını yoktan var etmez. Sadece bunların içinde çalışır. Bu bakımdan sanatçının kudreti inkâr edilmeden haddi de belirlenmiş olur.
Kandinsky’nin iç zorunlulukla hareket eden sanatçısı ile nazarın nizamındaki nispet ve edep içinde çalışan sanatçısı arasındaki ayrım burada belirginleşir. Birincisi ruhsal gerekliliğin uygun biçimini arar. İkincisi, buna ilaveten, kendisine verilmiş imkânlarla kurduğu ilişkinin sahihliğini de sorgular.
Kandinsky,........
