menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Edebiyatın terbiyesi: Sözün kaynağı ve sorumluluğu

33 0
31.03.2026

İbn Arabî’nin işaret ettiği üzere, insandaki idrakî güçler başlı başına iyi ya da kötü değildir. Onlar birer tecellidir; yani yaratılmış olmaları bakımından nötrdürler ve hep ola-dururlar. Tefekkür etmek, hayal kurmak, hatırlamak, … Bunların hiçbiri kendi başına helal ya da haram / sevap ya da günah değildir. Asıl mesele, insanın bu “ola-duran” ile nasıl bir ilişki kurduğudur. Çünkü insan, idrakî güçlerinden değil, onlara verdiği karşılıktan sorumludur. Her karşılık ise bir “seçim”dir.

Buna göre yeni sorumuz edebiyatçının bu ola-duranla ilişkisinin ne olduğudur.

Edebiyatçının terbiyesinden söz etmek, aslında yazının mahiyetine dair daha temel bir soruyu sormayı gerektirir: Yazmak bir fiil midir, yoksa yalnızca içte olanın dışa taşması mıdır? Eğer yazmak bir fiil ise –ki öyledir– o halde her fiil gibi onun da bir kaynağı, bir yönü ve sorumluluğu vardır.

Tam da burada edebiyatın mahiyeti berraklaşır. Edebiyat, idrakî güçlerin en yoğun şekilde fiile dönüştüğü alandır. Akıl, hayal, dil, hafıza… hepsi edebî metinde birleşir. Bu yüzden edebiyat, yalnızca iç dünyanın bir yansıması değil, aynı zamanda onun tertip edildiği bir sahadır.

İbn Bâcce’nin yaptığı ayrım bu noktada son derece öğreticidir. İnsanın hayvanî bir fille kendisine çarpan taşı veya kendisini yaralayan sopayı parçalamasıyla, aynı insanın başka birini yaralamamasını veya parçalamasını gerektiren bir düşünüp taşınma sonucunda taşı ya da sopayı parçalaması arasındaki farka dikkat çeken İbn Bâcce’ye göre, insanın fiilleri ikiye ayrılır: Hayvânî olanlar ve insânî........

© Yeni Şafak