Çizginin ustası Hasan Aycın’ı konuşmak…
Hasan Aycın
’ın çizgileri, ilk bakışta bir görüntü, biraz dikkatle bir anlatı, derinleşildiğinde ise bir düşünce sistemi olarak açılır. Bu yönüyle onun çizgisi yalnızca estetik bir üretim değil; semboller üzerinden kurulan bir tefekkür alanıdır.
Nitekim sadece -fakirin ‘Medeniyet Gülü’ adını verdiği- Sezai Karakoç’a adanmış çizgisi incelendiğinde bile, farklı zamanlara, kıssalara ve metafizik katmanlara ait unsurları tek kompozisyonda toplayarak insanlık tarihini tevhid ekseninde yeniden kuran bir görsel metin niteliği taşıdığı görülür.
Çizginin merkezindeki gül formu, İslam estetik geleneğinde yerleşik anlamıyla doğrudan Peygamber Efendimiz’i işaret eder. Ancak bu gül, klasik temsilin ötesinde, içine yerleştirilmiş gözle birlikte düşünülmelidir. Bu göz, yalnızca bir bakış organı değil; idrak, şehadet ve yorum kudretinin simgesidir. Dolayısıyla burada gül nebevî hakikatin merkeziliğini temsil ederken, göz de bu hakikatin tarih boyunca nasıl kavranıp yorumlandığını imler. Çizginin üst köşesine düşülen “Sezai Karakoç için” ibaresi, bu yorumu çağdaş bir düşünce düzlemine taşır.
Merkezden aşağıya doğru uzanan dikey form, güçlü biçimde “Kader Kalemi”ni çağrıştırır. Bu çizgi, gök ile yer arasında kurulan ontolojik bağı temsil eder. Tarihin rastlantısal bir akış değil, yazılmış bir kaderin tezahürü olduğu fikri burada görselleştirilir. İnsanlık serüveni, bu kalemin yazdığı metin içinde gerçekleşir; dolayısıyla tarih, yalnızca geçmiş olayların toplamı değil, ilahî bir yazının zaman içindeki açılımıdır.
Bu yazının sahnesi alt bölümde........
