menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Jeopolitik dayatmalar, tehditler ve fırsatlar: Türkiye’nin stratejik devlet vizyonu ve iç cephenin tahkimatı

27 0
11.06.2026

Türkiye’nin tarihin en önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapacağı NATO zirvesine bir aydan az bir zaman kaldı. Zirve öncesinde güneyimizde, kuzeyimizde, doğumuzda ve batımızdaki gelişmelerin toplamından oluşan mevcut jeopolitik ise krizler, tehditler ve dayatmalar ve yer yer de fırsatlarla dolu. Tarihin her kritik eşiğinde olduğu gibi böylesi kaotik dönemler karşısında devlet aklını oluşturan öngörü ve politikalar, geliştirilen refleksler, askeri, stratejik ve diplomatik kapasiteler, riskler ve algıların yönetimi, iç cephenin tahkimatı her zamankinden daha hayati bir önem arz ediyor.

İşte tam da bu yüzden “Terörsüz Türkiye” süreci sadece terör örgütünün silah bırakması ve etkisiz hale getirilmesinden ibaret değil. Aksine tüm bölgenin terörden arındırılması ve beraberinde; enerji, ticaret yollarının güvenliğinin tesisi, Türkiye’nin ileri savunma hatlarının tahkim edilmesi boyutları ile ele alınması gereken bir süreç. Bu yönden süreç sadece dar kapsamlı bir güvenlik politikası olmaktan öte toplumsal birlik ve iç istikrarın artırılması, vadettiği ekonomik refah ve demokratik kazanımları ile de Türkiye Yüzyılı’nın en kritik ve en kapsamlı adımlarından biri.

Süreç geçmişteki örneklerle mukayese edildiğinde de sadece bir siyasi açılım olmanın ötesinde, yüzyıllardır stratejik önemi yüksek bu coğrafyada varlık gösteren kadim bir ülke olarak Türkiye’nin önümüzdeki dönemde karşılaşabileceği risk ve tehditlere karşı güçlü devlet aklı ve öngörüsünün de bir tezahürü olma özelliği taşıyor.

Bu devlet aklının nasıl kavramsallaştırıldığına, neyi hedeflediğine ve iç cephenin tahkimatına verdiği önemi anlamak için bu hafta gerçekleştirilen üç ayrı konuşmanın satır aralarına bakmakta........

© Yeni Şafak