Büyük güç siyasetinde ABD ve Rusya’nın yaşadığı caydırıcılık trajedisi
Büyük güç siyasetinde ABD ve Rusya’nın yaşadığı caydırıcılık trajedisi
Diplomatik anlamda çıkmaza girdiği görülen ABD-İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının gidişatına ve geleceğine dair yorum yapabilmemiz için süreçlerin askeri boyutunda yaşananları ve ardındaki motivasyonları en az günlük siyasi açıklamalar kadar iyi analiz etmemiz gerekiyor.
Saldırgan gerçekçilik “offensive realism” teorisinin kurucusu John Mearshiemer ilk kez 2001 yılında yayımladığı “Büyük Güç Siyasetinin Trajedisi” adlı eserinde savaşta caydırıcılığın üç temel konvansiyonel türüne başvurulduğundan bahseder. Bunlardan ilki saldıran tarafın ve liderin savaşın ucuz, hızlı ve kesin olacağına inandığı “Yıldırım savaşı” (blitzkrieg) olarak anılan türüdür. Saldıran taraf karşı tarafı mobilize olmadan ağır bir yenilgiye ve taarruz kabiliyetlerini felce uğratacağını; sonunda hızlı, kesin ve düşük maliyetli bir zafer elde edeceğine inanır. Savaşı behemehal en caydırıcı seçenek olarak görür. Almanya’nın 1940’da Fransa ile savaşında işe yarayan bu seçenek Barbarossa Harekatı ile başlayan 1941’deki Sovyetlere dönük saldırılarında bu kez Almanya’yı hezimete uğratmış ve savaş bir yıpratma savaşına dönüşmüştür.
Örneklerini belirttiğimiz üzere; savaşta ikinci caydırıcı seçenek ise “Attrition” “Yıpratma Savaşı”dır. Bu stratejiye göre de; savaşın sonunda elde edilmesi hedeflenen zafere düşmanın kapasite ve rezervlerinin tedricen tüketmesi ve sonunda yıpranarak pes etmesinin sağlanması suretiyle ulaşılır.
Üçüncü strateji “Limited-Aims”, “Sınırlı Amaç Strateji” hassas ve değişken bir caydırıcılık seçeneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Saldıran taraf burada sınırlı bir işgal ya da kazanım hedefler. Bahse konu seçenekte savunmada kalan tarafın işgali önleyemiyor olması ise saldıran tarafı düşman kuvvetlerinin artık konvansiyonel bir savaşı göze alamayacağı yönünde bir yanılgıya düşürebilir.
Tüm bu seçenekler aslında bugün doğumuzda ve kuzeyimizde devam eden iki farklı savaşta da tezahür ediyor. Her iki örnek de Clausewitz’den mülhem, siyasetin bir devamı olarak kabul edilen savaşların farklı veçhelerinde büyük güç siyasetinin temsilcilerinin askeri strateji ve taktiksel boyutta yenilgiye uğrayabileceklerini göstermesi........
