Bir siyasi hareketten bir ülke dönüşümüne
Bir siyasi hareketten bir ülke dönüşümüne
14 Ağustos 2001’de AK Parti kurulduğunda Türkiye, yakın tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birinin içindeydi. Bankalar çökmüş, ekonomi küçülmüş, enflasyon ve faiz yükselmiş, siyaset kurumuna güven ciddi biçimde aşınmıştı.
Bir siyasi hareketin çeyrek asrını değerlendirirken günlük tartışmalardan biraz uzaklaşıp şu soruyu sormak gerekir:
2002’nin Türkiye’si ile 2026’nın Türkiye’si aynı ülke midir?
Rakamlar bu soruya oldukça açık cevap veriyor.
AK Parti iktidarının ilk yıllarında 2001 krizinin ardından başlatılan ekonomik program kararlılıkla sürdürüldü. Mali disiplin sağlandı, bankacılık sistemi güçlendirildi, enflasyon uzun yıllar düşük seviyelere indirildi. Türk lirasından altı sıfır atıldı.
Ardından Türkiye’nin ekonomik ölçeği büyümeye başladı.
2002’de 36 milyar dolar mal, 14 milyar dolar hizmet olmak üzere yaklaşık 50 milyar dolar olan toplam ihracat, 2025’te yaklaşık 396 milyar dolara ulaştı. Hizmet ihracatı tek başına 122,6 milyar doları buldu. Yani Türkiye’nin dünyaya sattığı mal ve hizmetlerin toplam değeri yaklaşık sekiz katına çıktı.
Üstelik bu dönüşüm sakin bir dünyada gerçekleşmedi.
2008’de Lehman Brothers battı, dünya finans sistemi sarsıldı. Ardından Avrupa borç krizi, Suriye savaşı ve bölgesel istikrarsızlıklar geldi. Türkiye 2016’da bir darbe girişimi yaşadı. 2020’de pandemi küresel ekonomiyi ve tedarik zincirlerini durma noktasına getirdi. Daha etkileri geçmeden Rusya-Ukrayna savaşı enerji ve emtia fiyatlarını sıçrattı. 2023’te ise tarihimizin en yıkıcı depremlerinden biriyle karşılaştık.
Son yıllarda yeniden yükselen enflasyonu da bu olağanüstü........
