Yeni bir rahmet iklimine girerken
Tekrarı olmayan bir hayatta yaşıyoruz ve zaman çok hızlı akıyor. Giden bir ânı geri döndürme ya da yeniden yaşama imkânımız da yok. Öyleyse yaşadığımız her bir ânın kıymetini bilmeli. Her bir ânın bize bir kez verildiğinin ve bize özel biricik anlar olduğunun farkındalığına varmalı. Sevdiğimiz bir insanla, bir dostla, anamız babamız, evlatlarımız ve eşimizle geçirdiğimiz her ânın ayrı bir nimet olduğunu bilmeli. Onlara sevgi dolu bir bakış attığımızda ya da muhabbetli bir söz söylediğimizde, bunun tekrarının olmadığını; hatta belki de son bakışımız ya da son sözümüz olabileceğini düşünmeli. Ona göre bakmalı; ona göre konuşmalı ve ona göre sevmeli.
Zamanın kıymetini, sevdiklerimizle ilişkimizde bilmek gerektiği gibi bizi de zamanı da yaratan ve bizim bu zaman içinde yaşamamızı takdir eden Hak Teâlâ ile ilişkimiz ve O’na karşı sorumluluğumuz söz konusu olduğunda da bilmeli. Hatta asıl O’nunla ilişkimizde zamanın kıymetini daha iyi anlamalı. O’nun, bize bu hayatta bahşettiği her bir ânı, bir şükür vesilesi edinmeli. O’na yakınlaştığımızı hissettiğimiz anların, bizim için en kıymetli zaman dilimleri olduğunu hissetmeli.
Bu hayatın tekrarı olmadığı gibi, hayattaki hiçbir şeyin de tekrarı yok. Kıldığımız namazlar, tuttuğumuz oruçlar, yaptığımız zikir ve tesbihler, bir kerelik ve biricik. Ve bu ibadetleri eda ettikten sonra benzer bir ibadeti yapacak bir süre kadar hayatta kalabileceğimizin garantisi de yok. O hâlde, her bir........
