Kur’ân Günlüğü -25. Cüz-
Âfâkta ve enfüste gösterilecek âyetler nelerdir?
“Çevrelerinde ve kendilerinde bulunan delillerimizi onlara göstereceğiz. Ta ki onun hakikat olduğu kendileri için apaçık ortaya çıksın. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?” (Fussilet 41/53).
“Çevrelerinde” diye çevirdiğimiz “âfâk (ufuklar)”, “kendilerinde” diye çevirdiğimiz “enfüs (nefsler)” ve “delillerimiz” diye çevirdiğimiz “âyât (âyetler)” kelimeleri ile nelerin kastedilmiş olabileceği ve “hakikat (hak) olduğu ortaya çıkacak olan”ın ne olabileceğine dair çeşitli yorumlar yapılabilir. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
1. “Âfâk”tan maksat Mekke’nin çevresidir; “enfüs”ten maksat ise Mekke’dir. Bu âyet ile Kur’ân, yakın bir gelecekte Müslümanların Mekke ve çevresini fethedeceklerini mucizevî bir şekilde haber vermiştir. “Hak olduğu ortaya çıkacak olan” şey de Kur’ân’ın Allah kelâmı ve Hz. Muhammed’in (sav) Allah elçisi olduğudur.
2. “Âfâk”tan maksat tümüyle insanın yaşadığı dünya ve onu çevreleyen evrendir; “enfüs”ten maksat ise insanın biyolojik ve psikolojik bünyesidir. Kur’ân bu âyette, gelecekte insanoğlunun hem dünyada hem de uzayda var olan bir takım bilimsel yasalara ilâveten kendi biyolojik ve psikolojik yapısının işleyişine dair de pek çok bilimsel yasayı keşfedeceğini bildirmektedir. Bu durumda “hak olduğu ortaya çıkacak olan” şey, insanı ve evreni bu muazzam yasalarla yaratmış olan akıl sahibi bir Yaratıcı’nın zorunlu olarak var olması gerçeğidir.
3. Tasavvuf düşüncesi çerçevesinde bu âyet şöyle anlaşılmış ve yorumlanmıştır: “Âfâk”tan maksat, insanın gözlemlediği dış âlemdir. “Enfüs”ten maksat ise insanın iç âlemidir. Âyet-i kerîme, Hak Teâlâ’nın, basiret/kalp gözü ile varlığa ve varoluşa bakabilme istidatı olan kullarına hem evrende esmâsının tecellileri yoluyla hem de kendi iç âlemlerinde keşfen tecrübe edecekleri şekilde yegâne “hakikî var olan”ın kendisi olduğunu göstereceğini bildirmektedir. Buna göre “hak olduğu ortaya çıkacak olan” şey, O’nun yegâne hakikî varlık (el-vücûdu’l-hak) olduğudur.
Âyete bu manaların tamamının verilmesinin uygun olduğu kanaatindeyiz. Yani âyetin, mezkur üç manayı kapsaması mümkündür. Şöyle ki, âyet indiğinde muhtemelen Mekkeliler bu âyet ile yakın bir gelecekte Mekke ve çevresinin Müslümanlar tarafından fethedileceğinin bildirildiğini anlamışlardır. Ancak Kur’ân-ı Hakîm’in her asırdaki muhatabına........
© Yeni Şafak
