menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’ân Günlüğü -21. Cüz-

19 1
21.03.2025

Dünyanın zâhiri ve bâtını nedir?

“Onlar, dünya hayatının yalnızca zâhirinin/görünen yüzünün bir kısmını bilirler; ahiret hakkında ise tamamen gaflet içindedirler” (Rum 30/7).

Bu âyet-i kerimede “onlar” diye bahsedilen kişiler, bir önceki âyette geçen “insanların çoğu”dur. Şu hâlde tefsîrî bir meâl ile “İnsanların çoğu, dünya hayatının yalnızca görünen yüzünün bir kısmını bilirler.” diye çevirmek yanlış olmaz. “Görünen yüzü” diye çevirdiğimiz kelime “zâhir” kelimesidir. O hâlde âyet-i kerime şunu açıkça ifade ediyor ki dünyanın bir zâhiri vardır; insanların çoğu yalnızca onun zâhirini bilirler. Onun da tamamını değil yalnızca bir kısmını bilebilirler. “Bir kısmı” manası, âyetteki “min” edatından anlaşılıyor. Zâhiri olan bir şeyin bâtını da olmalıdır. Zâhir, bir şeyin görünen tarafı/boyutu, bâtın ise görünmeyen, ama zâhirden de tamamen bağımsız olmayıp onda içkin olan tarafı/boyutudur. O hâlde nedir dünya hayatının zâhiri ve bâtını? Dünya hayatının zâhiri, görüntüler/fenomenlerdir; sadece beş duyu organı ile algılayabildiğimiz nesneler âlemidir. Bu âlem, maddî ve fânidir; maddeden ibarettir ve sonludur. Maddî olmayan bir şey, beş duyu organı ile algılanamadığı için “yokmuş” gibi görünür. Peki, bu “yokmuş” gibi görünen boyutunu “varmış” gibi tasavvur etmek ve ona inanmak için kaynağımız/referansımız ne olacaktır? Biz, bu zâhir perdesini beş duyu organı vasıtasıyla kaldıramıyor ve onun ötesinde bir hakikatin olup olmadığını göremiyor ve bilemiyoruz. Ancak bu zâhir perdesinin kendileri için kaldırıldığını ve varlığın hakikatinin/bâtının -kısmen de olsa- perdesi aralanmış bir şekilde kendilerine gösterildiğini söyleyen birtakım insanlar çıkmıştır. Bunlara “Allah’tan, yani varlığın hakikatinden/bâtınından haber getiren” anlamında “nebi/peygamber” diyoruz. İşte dünya hayatının bâtını ve hakikati, peygamberlerin bildirdikleridir. Onların müşâhede ettikleri bâtından bize bildirdiklerine göre, evrenin Kâdir-i Mutlak ve Engin Rahmet Sahibi bir Yaratıcısı vardır. Hayat, bu dünya ile sınırlı değildir. Bu hayat, düşük bir hayattır (“dünya” kelimesi, düşük/alçak demektir); asıl hayat sonrakidir/ahirettir. Burada bulunuşumuzun hikmeti, O’nu çeşitli isimleriyle bilmek, O’na kulluk etmek ve bunu başarıp başaramayacağımız........

© Yeni Şafak