menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’ân Günlüğü -18. Cüz-

13 1
18.03.2025

Kurtuluşa/huzura eren müminlerin vasıfları

“Şu Müminler kesinlikle kurtuluşa/huzura ermiştir: Onlar, namazlarında derin bir huşu/saygı içindedirler. Anlamsız, yararsız söz ve davranışlardan uzak dururlar. Zekâtı verirler. İffetlerini korurlar. Sadece eşleriyle veya ellerinin altında olanlarla (câriyelerle) yetinirler, bundan dolayı da kınanacak değillerdir. Ama her kim bunun ötesine geçmek isterse işte haddi aşanlar onlardır. Emanetlerine ve verdikleri sözlere sadakat gösterirler. Namazlarını (vaktinde ve) düzenli kılmaya özen gösterirler. İşte onlardır Firdevs cennetinin vârisleri ve orada onlar sonsuza dek kalacaklardır.” (Müminûn 23/1-11)

Bu âyetlerde hem dünyada hem de ahirette huzur bulan/kurtuluşa eren müminlerin özellikleri zikredilmiştir. İlk olarak, onların namazlarını derin bir saygı ve Yaratıcısının karşısındaki bir kula yaraşır bir huşu/tevazu ile kıldıklarından söz edilmiştir. Dikkat çekici olan husus şudur ki, âyette namazın şekil şartları ve kurallarından bahsedilmemiş, nasıl bir manevî şuurla kılınması gerektiği üzerinde durulmuştur. Böylece namazda asıl olanın, ilâhî huzurda olmanın bilinciyle ibadet etmek olduğu vurgulanmıştır. Demek ki huzurlu olmanın/kurtuluşa ermenin ilk şartı, “huzur”da namaz kılabilmektir. Burada vurgu, namazdan ziyade onun ve diğer ibadetlerin nasıl bir kulluk bilinci ve manevî haz ile eda edilmesi gerektiğinedir. Yani vurgu huşuyadır, saygıyadır, tevazuyadır.

Huzur namazından hemen sonra boş işlerden yüz çevirmek üzerinde durulmuştur. Zira “huzur”da olmanın tadına varan, boş işlere iltifat etmez; Yâr’in muhabbetini zevk eden, ağyâra meyletmez. Akabinde ise, zekât vermekten bahsedilmiştir. Zira İslâm’ın öğrettiği dindarlık, sadece kişinin kendi içine kapanarak ibadetle meşgul olup insanların sorunlarıyla ilgilenmemesi değildir. Zekâtın hem nefsi terbiye edici boyutu hem de muhtaçlara yardım boyutu vardır. Dolayısıyla İslâm’ın öğretilerinde kendi başının çaresine bakmak, yalnız kendi ibadetiyle meşgul olmak anlamında “bireysel dindarlık” yoktur.

Müminlerin bir diğer özelliği iffetli olmalarıdır. Yüce Yaratıcı, insanı erkek ve dişi olarak yaratmıştır. Karşı cinse hem duygusal hem de biyolojik olarak muhtaç olan insan, bu ihtiyacını helal yollardan gidermeli, karşı cinsle yaşayacağı ilişkiyi evlilik akdi ile resmileştirmelidir. Böylece düzenli bir aile hayatı yaşamalı, İslâmî bir yuva kurmalı ve gelecek nesilleri iyi bir aile ortamında yetiştirmelidir.

Mümin, kendisine tevdi edilen emanete, verdiği söze ve yaptığı anlaşmaya azami ölçüde sadık kalmalıdır. Aldatmak, bir mümin için asla düşünülemeyecek bir haslettir. İman hem Yaratan’a hem de yaratılanlara sadakat göstermeyi gerektirir. Bu âyetlerde son vasıf olarak, müminlerin namazlarını vaktinde ve düzenli olarak eda etme konusunda çok hassas oldukları ifade edilmiştir. Burada şu husus dikkat çekicidir: Müminlerin ilk özelliği olarak namazlarını huşu/saygı/tevazu ile kılmaları zikredilmiş; son olarak da vaktinde ve düzenli kılmaya özen gösterdikleri ifade........

© Yeni Şafak