menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’ân Günlüğü -15. Cüz-

38 1
15.03.2025

Mağara arkadaşları: Ashâb-ı Kehf

Hikmetli Kitab’ın en gizemli suresi, Kehf Suresi’dir. Bu mübarek surede, üç gizemli kıssa anlatılır: Ashâb-ı Kehf, Musa-Hızır ve Zülkarneyn kıssası. Üçü de temsilî/sembolik yönü çok güçlü olan mesaj yüklü kıssalardır. Bu kıssaların sebeb-i nüzulüne dair kaynaklarda şöyle bir bilgi yer alır: Resûl-i Ekrem’in (sav) kutlu mesajının Mekke’de dalga dalga yayılması ve ferdan ferdâ gönüllerde yer edinmesi üzerine müşrikler, iki kişiyi Medine’ye gönderir; oradaki Yahudilerle onun gerçek bir peygamber olup olmadığı hakkında istişare edip konuyla alâkalı onlardan yardım almalarını isterler. Zira Yahudiler, vahiy ve peygamberlik hakkında bilgili kimselerdir. Bu iki kişi Medine’ye gider ve Yahudilerle görüşürler. Yahudiler, kendilerine “Muhammed’e, geçmiş zamanlarda mağaraya sığınan gençleri, dünyanın doğusunu da batısını da dolaşmış olan adamı ve ruhun ne olduğunu sorun. Eğer bu konuda size cevap verirse o bir peygamberdir; ona uyun. Veremezse, bilin ki o bir falcıdır.” derler. Bunun üzerine bu iki kişi Mekke’ye dönüp bu soruları Efendimiz’e (sav) sorar. Yaklaşık on beş gün sonra bu sure nazil olur. Elmalılı Hamdi Efendi ve Mevdûdî tarafından senedi ve muhtevası makul gerekçelerle eleştirilen bu rivayeti ihtiyatla karşılamakta fayda vardır.

Bu surede anlatıldığı hâliyle ashâb-ı kehf kıssası özetle şu şekildedir: Müşrik bir toplumda yaşayan bir grup muvahhit genç, inançlarını özgürce yaşayamadıkları, toplumun kendilerini öldürmelerinden ya da dinlerine zorla döndürmelerinden korktukları için Allah’a tevekkül ederek bir mağaraya sığınırlar. Yanlarındaki köpekle birlikte mağarada çok uzun bir süre derin bir uykuya dalarlar. Uyandıklarında, mağarada yalnızca bir gün uyuduklarını düşünen gençler, içlerinden birini, gümüş parayla yiyecek satın almak üzere şehre gönderirler. Nihayetinde, o toplum bunların çok uzun yıllar mağarada uyuduklarını anlar. Bunu görünce, Allah’ın insanları ölümden sonra yeniden diriltmeye kadir olduğuna dair inançları pekişir ve mağaranın bulunduğu yere bir anıt mescit yaptırmaya karar verirler.

Kur’ân-ı Hakîm’in bu kıssayı anlatış üslubuna bakıldığında şu hususlar dikkat çeker: Kur’ân, şahıs isimleri, yer isimleri ve tarih hakkında bilgi vermez. Hatta bu gençlerin kaç........

© Yeni Şafak