Kur’ân Günlüğü -14. Cüz-
Yüce Mevlâ’nın, kullarına verdiği müjde
“Kullarıma şunu bildir ki Ben gerçekten çok bağışlayıcı ve çok merhametliyim. Ama azabım da çok elem verici bir azaptır” (Hicr 15/49-50).
Hikmetli Kitap’ta Cenâb-ı Hakk’ın cemâl sıfatları ile celâl sıfatları umumiyetle birlikte zikredilir. Böylece insanlar, O’nun iki tür sıfatı olduğunu bilsinler; cemâl sıfatlarının tecellilerini istesinler, ama celâl sıfatlarının tecellilerinden de korunsunlar. Yalnız umumiyetle şöyle bir incelik fark edilir bu ifadelerde: Önce cemâl sıfatları zikredilir ve bunlara yapılan vurgu çok daha güçlüdür. Bununla, O’nun cemâlinin celâline baskın olduğuna işaret edilir. Bu âyet-i kerîmede de benzer bir ifade inceliği görülür. Şöyle ki, Hak Teâlâ, rahmetinden bahsederken isimlerini zikretmiş ve “Ben el-Ğafûr ve er-Rahîm’im.” buyurmuştur. Azabından bahsederken ise “Ben azap ediciyim” gibi bir isim/sıfat kullanmamış, “Azabım çetindir.” buyurmuştur. Bu ifadeden, rahmetin O’nun zâtî bir sıfatı olduğu, ama azap etmenin zâtî bir sıfatı olmadığı sonucu çıkarılabilir. Tıpkı evlatlarına hitaben bir babanın “Ben çok merhametli bir babayım; ancak yeri geldiğinde de eli sopalıyım.” demesine benzer. Ne mutlu bizlere ki, daima merhametini gazabına önceleyen bir Allah’ımız var!
Kur’ân’ı parçalara ayıranlar
“Kur’an’ı parçalara ayıranlar var ya; Rabbine andolsun ki yaptıklarından dolayı kesinlikle onların hepsini sorguya çekeceğiz!” (Hicr 15/91).
Bu âyette geçen “Kur’an’ı parçalara ayıranlar”dan, Kur’ân’ın nazil olduğu dönemde kimlerin kastedildiği sorusuna şu cevaplar verilmiştir: 1. Kur’ân’ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan Ehl-i Kitap 2. Kendi kitaplarının bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayan Ehl-i Kitap 3. “Kur’ân’ın bir kısmı şiir, bir kısmı sihir, bir kısmı da kâhinliktir.” gibi sözler söyleyen müşrikler. Taberî’nin de ifade ettiği gibi lafzı umumî olduğu için âyet, bu sayılan kişilerin ve buna benzer tavır takınanların tamamını kapsar. Günümüz açısından bakıldığında da şunu söyleyebiliriz: Kur’ân’ı kabul etmek, onu bütünüyle kabul etmektir. Mesela -Hz. Ömer’in bazı tasarruflarındaki gibi makul gerekçeler ve mutedil yorumlarla bazı durumlarda farklı........
© Yeni Şafak
