menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’ân Günlüğü -13. Cüz-

22 18
13.03.2025

Gök gürültüsünü göğün tesbihi olarak işitmek

“Gök gürültüsü Allah’ı överek tesbih eder” (Ra’d 8/15).

Biz insanlar için korku verici bir ses olan gök gürültüsü, Hikmetli Kitab’a göre bir nevi tesbihtir. Bu, insana öyle muazzam bir bakış açısı katar ki duyduğu en dehşetli seslerden birini bile, ondan korkmak ya da onu alelâde bir doğa olayı olarak algılamak yerine, Kâinatın Yaratıcısı’nı tesbih eden bir ses olarak anlamlandırmasını sağlar. İnsan için bu anlamlandırma o kadar kıymetlidir ki onu tabiat ile barışık kılar; tabiattaki her şeyin, kendisinin ve tüm evrenin Rabbi olan Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini kendi dilince terennüm ettiğine, O’na itaatini dile getirdiğine inanır. Evrendeki tüm varlıklar adeta bir koro hâlinde âlemlerin Rabbi’ni tesbih ve tenzih eder. Bunun tek istisnası, kendisine verilmiş özgür iradeyi yanlış kullanan insandır. Bu sebeple, o koroda tek detone olan varlık, âlemdeki bu vahdeti müşâhede edemeyen zavallı kâfir/nankör insanlardır. Dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’in göstermek istediği yerden kâinata ve mahlûkata bakan bir insan, orada muazzam bir ahenk görür; aşk ve şevkle bu koroya katılıp aynı tonda Yüce Allah’ı tesbih etmek ister; kâfir/nankör insanlar gibi detone olmak istemez.

Yâr’in cemâlini seyretme arzusuyla ağyâra sabretmek

“Onlar Rablerinin cemâlini gözleyerek sabreden, namazı düzgün kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizlice veya açıktan harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının mutlu sonunu sadece onlar tadacaklardır” (Ra’d 8/22).

Âyet-i kerîmede geçen “ibtiğâe vechi Rabbihim” ifadesindeki “vech” kelimesi “yüz” demektir. Hak Teâlâ’yı mahlûkata benzemekten tenzih için Kur’an’da O’nun Zât-ı ulûhiyyetine nispet edilen bu tür kelimeleri dikkatlice yorumlamak ve tercüme etmek gerekir. Dolayısıyla Kur’ân’da O’na nispet edilen “vech/yüz” kelimesi, teşbihe düşmemek için genellikle “O’nun rızası” olarak yorumlanır. “Allah’ın cemâli” dediğimizde ise hem O’nun rızası hem de Zât-ı ulûhiyyetinin şanına yaraşır bir tarzda O’nun güzelliğini anlarız. Biz, her iki manayı da (yüz ve rıza) cemettiğini düşündüğümüzden “Rablerinin vechi” ifadesini “Rablerinin cemâli” diye çevirdik. Şeyh-i Ekber’in de ifade buyurduğu gibi O’nu ne sadece tenzih ne de sadece teşbih........

© Yeni Şafak