menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Piyasa ekonomisinden merkezi devlet teşekkülüne geçiş sancıları

46 0
previous day

Piyasa ekonomisinden merkezi devlet teşekkülüne geçiş sancıları

20 yıl önce dünyada güçlü bir neoliberal akım vardı. Demokrasi, insan hakları, bireysellik ve sivil alanın güçlenmesi her şeyin ilacı gibiydi.

Ekonomi devlet dışı aktörler eliyle yönetilecek, devlet ise daha çok regülasyon ve denetim görevini yapacaktı. Devletin ekonomideki ağırlığı azaltılacak, piyasa mekanizmasının kendi dinamikleri içerisinde daha etkin çalışması sağlanacaktı.

AK Parti hükümetleri, içe kapalı devlet yapısını demokratikleştirdi ve devleti siyaset eliyle yönetilen bir mekanizmaya dönüştürdü. Bürokratik vesayetin yerini demokratik siyaset aldı. Devlet toplum ve siyaset ilişkisi yeniden tanımlandı.

Küresel risklerin artması, devletlerin güvenlik tehditleriyle karşı karşıya kalması, salgınlar, savaşlar, enerji ve tedarik zinciri krizleri devlet kapasitesini yeniden siyasetin ve ekonominin merkezine taşıdı.

Başta Türkiye olmak üzere birçok ülke, merkezi devlet yapısını güçlendirmeye ve ekonomide devletin etkisini artırmaya yöneldi.

Türkiye’de bu dönüşüm milli devletin yeniden teşekkülü şeklinde şekillenirken, Batı’da aynı süreç daha çok ulusalcılığın, yabancı karşıtlığı ve aşırı sağın güçlenmesi şeklinde ortaya çıktı.

Burada temel soru şudur:

Eski devlet refleksi gündeme gelince ontolojik korkularımız depreşir.

Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde;

* Bürokratik vesayet,

Bütün bunlar devlet içerisindeki denetimsizlikten beslenen yapılardı.

Demokratik bir devlet, küresel sistemin gidişatına ve karşı karşıya kaldığı risklere bakarak yeniden teşekkül........

© Yeni Şafak