menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO, Türkiye’nin tarihsel misyonu ve etki gücü olan bölgelere ne söyleyecek?

45 0
05.07.2026

Ne zaman Batı-Türkiye ilişkilerini ele alsak, Türkiye’nin dış politikada geldiği aşamaya birkaç cümleyle de olsa atıf yapma gereği duyuyoruz.

Soğuk Savaş bitene kadar Türkiye’nin dış politika başlıkları bir elin parmaklarını geçmiyordu. Hariciye konusunda yetkinliği olmayan birisine sorsanız bile bu başlıkları tek tek sıralayabilirdi.

AK Parti iktidarının son on yılında ise diplomatik yelpaze o kadar genişledi ki hangi cepheden baksanız onlarca farklı başlık ve alt başlıkla karşılaşıyorsunuz.

Biz, imparatorluk bakiyesi bir milletiz. Dünyanın son büyük imparatorluğu olan Osmanlı’nın mirasçısı olan Türkiye›nin tarihsel hinterlandının bu kadar geniş olması son derece doğaldır.

Türkiye’de uzun yıllardır süregelen bir tartışma vardı: “Yüz yıl önce ayrıldığımız coğrafyalarla neden bu kadar mesafeliyiz?” Oysa bir ülkenin sınırlarının ötesinde etkili olabilmesi için ekonomik, diplomatik, askerî ve siyasi kapasiteye sahip olması gerekir. Kırk yıl önce ne böyle bir Türkiye vardı ne de Türkiye ile güçlü ilişkiler kurabilecek bir hinterlant mevcuttu.

Varşova Paktı ile Atlantik İttifakı’nın katı güç dengesi, birkaç istisnai girişim dışında alternatif dış politika açılımlarına fırsat tanımıyordu.

Suriye iç savaşında Rusya, İran ve Türkiye yeni güç dengeleri olarak ortaya çıktı. Sürecin sonunda bölgenin en etkin aktörlerinden birinin Türkiye olduğu fiilen tescillenmiş oldu.

Önümüzdeki hafta NATO Zirvesi Ankara›da toplanacak. Bu toplantı, NATO›nun geleceğine ilişkin yürütülen yoğun........

© Yeni Şafak