Mekke İttifakı aslında nedir? Ortak ordu da kurulacak mı? Bayat ezberleri terk edin. Ellerimiz tetiğe değdi artık. Korunmaya ihtiyacımız yok. Dünyanın merkez coğrafyası yeniden taşraya dönüşemez! Asla!
Mekke İttifakı aslında nedir? Ortak ordu da kurulacak mı? Bayat ezberleri terk edin. Ellerimiz tetiğe değdi artık. Korunmaya ihtiyacımız yok. Dünyanın merkez coğrafyası yeniden taşraya dönüşemez! Asla!
Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında kurulan Mekke İttifakı (Mekke Savunma Anlaşması), ABD ve Avrupa ordularının Afganistan ve Irak’ı işgalinden bu yana, bölgesel ortaklık alanında atılan en büyük adım.
11 Eylül saldırılarından bu yana, hatta Soğuk Savaş döneminin bitmesinden bu yana, Müslüman coğrafyada başlatılan “kesintisiz istila ve savaş” tarihine muhtemelen nokta koyacak, savaş ve çatışmaları bölge dışına itecek en ileri adım.
OSMANLI’DAN SONRA UMUDUN İNŞA EDİLDİĞİ İLK ANLAŞMA BU.
Osmanlı’nın yıkılışı ile talan edilen, İsrail’in kuruluşu ile ABD ve Avrupa’nın elinde oyuncağa dönüşen ve köleleştirilen, İran Devrimi’nden sonra kurulan “İsrail-İran çatışma ekseni” ile adeta her karışı çatışma alanına dönen coğrafyamızda ilk kez umudun inşa edildiği bir anlaşmaya tanık olduk.
Bunu bölgesel anlamda diyorum. Türkiye açısından bu tarih, daha Kıbrıs Barış Harekâtı ile geri döndürülmüş, kayıp yılları zafer adımları olarak başlamıştı.
Son on yılda, Türkiye’nin Sudan, Karabağ, Libya, Katar, Somali ve daha birçok yerde attığı adımlarla bu tarih zaten tersine çevrilmişti.
ESKİ İTTİFAKLARA BAKMAYIN. O TARİH ÇOKTAN SONA ERDİ.
BU SEFER HER ŞEY YENİ VE ÇOK CİDDİ.
Hemen söyleyelim, Ortadoğu’da devletler arası ilişkiler çok kişiseldir. Temelleri sağlam, uzun ömürlü ittifaklar kurmak daha da önemlisi yürütmek zordur. Kurulan birçok üst kurum ABD ve Avrupa’nın elinde oyuncağa dönüşmüş, hatta onlar için, bölgeye tahakküm aracı haline gelmiştir.
Ama bu sefer, Soğuk Savaş döneminden farklı olarak, küresel güç kırılmalarına bakarak, yeni savunma ihtiyaçlarını gözeterek, Avrupa’nın güçten düşmesi ve ABD’nin güçlü etkisinin zayıflamasını hesap ederek, Mekke İttifakı’nın çok ciddi bir ihtiyaçtan doğduğu açıktır.
Eskinin ezber cümlelerine göre bir dünya yok artık. Konuyu tartışanların büyük bölümünün, eski cümleler kurdukları, yeni tehdit ve güç matematiğini yeterince algılamadıkları, dolayısıyla ABD ve Avrupa ekseni dışında “doğru” olana fırsat vermedikleri açık.
“EBEDİ KÖLELİK DÜZENİ” BİTTİ. İMPARATORLUKLAR KURAN MİLLETLERE HAKARET ETMEYİN!
Öncelikle bu çevreler, Türkiye ve coğrafyayı “ebedi kölelik düzeni”ne mahkûm etmiş görünüyor. Güç başka yerlerde üretilir, zenginlik başka yerlerde üretilir, küresel iktidar alanını başkaları belirler, bize düşen sadece itaat etmektir.
Bu; doğru bur okuma kaygısından çok, zihinsel sömürgeciliği mahkûm olmuş, kişiliksiz bir bakış açısıdır.
Bu bakış; Osmanlı’dan Selçuklu’ya, Emevi’den Abbasi’ye, Endülüs’ten Türkiye’ye, Büyük Türk devletlerine kadar, imparatorluklar üreten bir coğrafyaya, o coğrafyanın büyük milletlerine hakarettir.
BU “MERKEZ COĞRAFYA”YI TEKRAR “TAŞRA”YA DÖNÜŞTÜREMEZSİNİZ.
Dünyanın merkez coğrafyasını taşraya dönüştüren bu bakış açısı, bir sömürge ezikliği olduğu kadar, sistematik bir küçümseme ve ezikliğe mahkûm etme planıdır. ABD ve Avrupa’nın; gücünü kaybetse bile, “buraların hâkimi olduğu” tezini işleme çabasıdır.
Mekke Anlaşması gibi, “kuşatıcı bir isim”le imzalanan bu savunma anlaşması, bir ilk adımdır.
Mısır’ın, Katar’ın, Malezya ve Endonezya’nın, Cezayir’in, Bangladeş’in, iç savaş bitince Sudan’ın, tabii en başta Suriye’nin, İran etkisinden kurtulduğu ölçüde Irak’ın, hatta Azerbaycan, Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetlerinin de katılacağı dev bir savunma şemsiyesine dönüşmesi muhtemeldir. İran’ın böyle bir ittifaka siyasi kültürü ve hedefleri nedeniyle katılmayacağı gerçeğini de not edelim.
BİR “SÜPER KUŞAK” HAYAL EDİYORUZ!
DÜNYANIN MERKEZ “EKSENİ” BİZİM…
Bu adım, Birinci Dünya Savaşı sonrası coğrafya toparlanmasının kapılarını açabilir. Orta Asya’dan Batı Asya’ya ve Kuzey-Doğu Afrika’ya kadar, olağanüstü etkilere sahip bir “Süper Kuşak” için büyük bir adım olabilir.
Ekonomisi, kaynakları, insan gücü, askeri teknolojisi ve imparatorluklar aklı, böyle bir kuşağın dünyanın eksenini nasıl etkileyeceğini, sarsıp yeniden düzenleyeceğini düşünebilirsiniz.
Biz (Türkiye) özellikle 15 Temmuz sonrası bütün gücümüzle........
