Artık vatan kavramı değişti. “Bize ait olan” iade edilmeli. Denizlere sahip çıkma zamanı. D. Akdeniz, Adalar Denizi bizim! “Coğrafyamızın bekçileri” harekete geçmek zorunda. Artık o “dar sınırlar”a mahkûm olmayacağız!
“Vatan” kavramı artık kara sınırlarıyla tanımlanmıyor. Bir ülkenin egemenlik alanı, kara sınırları ile ölçülmüyor. “Milli sınırlar” dediğimiz, çoğu zaman “ulus-devlet” ölçekli “ülke” tanımı bu yüzyılda ayakta kalmak için yetmiyor.
Bu yüzden Türkiye, bu yüzyıla dönük güvenlik konseptini ihtiyaçlara göre yeniden belirledi. “Vatan” kavramını yeniden tanımladı. Denizlerimiz için “Mavi Vatan” dedi. Hava sahamız için “Gök Vatan” dedi. Dijital güvenlik için “Siber Vatan” dedi.
MAVİ VATAN VE GÖK VATAN İÇİN…
Bütün bunları güvence altına almak için tarihinin en güçlü donanmasını inşa etmeye girişti. Uçak gemileri dahil, aynı anda neredeyse elli savaş gemisini birden üretmeye başladı. Mini denizaltılar geliştirerek, bütün denizler için “karakol”lar kurmaya başladı.
SİHA teknolojisinde dünyanın ilk sırasına yerleşti. Dünya SİHA pazarının yüzde altmış beşine hâkim oldu. Kendi savaş uçağının seri üretimine kadar hava filolarını takviye etmek için büyük arayışlara yöneldi. İnsansız savaş uçakları, binlerce kilometre menzilli füzelerle “Gök Vatan”ı savunmaya, korumaya, güce dönüştürmeye başladı.
İŞTE DÜNYA DÜZENİNİ GERÇEKTEN DEĞİŞTİREN ADIMLAR BUNLARDIR…
Denizlerde, havada yapay zekâ ve insan ırkının bilgi sınırlarında ne varsa hepsini kullanmaya, hepsinde yeterli olmaya başladı. Artık ABD’nin, Almanya’nın “Size uçak, silah verelim ama şunlara karşı kullanamazsınız” dönemi bitti. Kendi yazılımlarını, kendi milli üretimini baş döndürücü bir hızla üretti.
Türkiye, bunları üretmekle kalmadı, “dost ve kardeş” ülkelerle paylaşmaya, teknoloji transfer etmeye başladı. Kendi savunması kadar, “Ortak ülkeler”in savunmasını da millileştirmeye yöneldi.
Böylece “Batı tekeli”ni kırdı. Aslında küresel iktidar alanındaki en büyük kırılmalardan, eksen kaymalarından birisi bu oldu. Türkiye sadece kendi savunmasını güçlendirmiyor. Dünyanın bu alandaki düzenini değiştiriyor.
DÜN TÜRKİYE’Yİ TERÖRLE VURUYORLARDI, BUGÜN “BİRLİKTE ÇALIŞALIM” DİYORLAR.
Daha düne kadar Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan Almanya, Kanada şimdi Türkiye ile ortak askeri teknoloji yatırımları istiyor. SİHA istiyor, füze istiyor, hava savunma sistemleri istiyor.
Dün Türkiye sıkıntıdayken Patriot füzelerini çekip Türkiye’yi çaresiz bırakanların şimdi hava savunma sistemi istemelerine ne demeli. Bugün denizaltı teknolojisi, sondası, İDA istemelerine ne demeli.
Dün Fırat Kalkanı bölgesinde PKK’ya, DAEŞ’e Türk tanklarının nokta hedeflerini gösterenlerin bugün Türkiye’nin kapısına gelmelerine ne demeli. Dün La Farge şirketi üzerinden PKK tünellerinin çimentosunu sağlayan Fransa’nın bugün “Gelin birlikte savunma yatırımları yapalım” demesi nasıl karşılanmalı?
DENİZLERİMİZE SAHİP ÇIKMA, GÜÇ GÖSTERME ZAMANI GELDİ!
Öyleyse artık denizlerimize, boğazlarımıza, adalarımıza sahip olma zamanı gelmiştir. Kara ve deniz ticaret koridorlarına, askeri stratejik alanlarımıza sahip olma zamanı gelmiştir. Karadeniz’den Umman Denizi’ne, Adriyatik’ten Doğu Akdeniz’e güç gösterme zamanı gelmiştir.
Birinci Dünya savaşı ile talan ettikleri, yüz yıl boyunca başımıza vurup boyun eğdirdikleri, daralan topraklarımızı birkaç parçaya daha bölme planları yaptıkları o tarih kapanmıştır. Artık bölünme, parçalanma korkusunu atıp büyüme,........
