menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yaşamak ya da günleri klonlamak

96 0
20.08.2026

Yaşamak ya da günleri klonlamak

Yaptığımız şeyleri sürekli birbiri ardı sıra ekleyerek yapıyoruz. Arada neredeyse hiç boşluk bırakmıyoruz. İçimizde, yaptıklarımızın ucunu bırakırsak akışı kaçıracağımızı, geride kalacağımızı, bir daha durumu toparlayamayacağımızı söyleyen bir ses var. O ses bizim sesimiz değil; dünyanın sesi, dünyayı bu hale getirenlerin sesi! Bir şey kaçıracağımız yok aslında, bir şeylere yetiştiğimiz de yok; öyle olacağına, bu döngünün dışına çıkamayacağımıza körlemesine inandırılmışız. Gölgemizi kovalıyoruz ve yakalayamıyoruz ve kovalamaya devam ediyoruz ve yine yakalayamıyoruz. Bu böyle devam edip gidiyor ve biz buna hayat diyoruz. Bunu hayat bilmenin zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Bu şekilde yaşanmazsa olmaz sanıyoruz.

“Bir sabah uyansam ve ne yapacağımı bilemesem diyorum” dedi yanındakine, “Bu nedense bana çok heyecan verici geliyor!”

“Modern toplumda giderek daha çok insan anlam yoksunluğu çekiyor. Her alanda ve her düzlemde çekiyorlar bu yoksunluğu: Çalışmayı anlamlandırmada, kendi hayatlarını anlamlandırmada, genel olarak hayatı anlamlandırmada. Anlam kuvvet verir, anlamsızlık kuvvetten düşürür. İnsanlar bir anlam görürlerse, birçok şeye göğüs gerebilir, birçok şeyi alt edebilirler, bir anlam göremezlerse hemen hiçbir şeyin üstesinden gelemezler” diyor Wilhelm Schmid, ‘Mutsuz Olmak’ ismini........

© Yeni Şafak