Tefrika roman: Botokslu Cenaze Kime Ait? (13) Siber-uzayın derebeyleri...
Z Haber’den iyi akşamlar. Prof. Dr. Ahmet Erselim Hoca ile birlikteyiz. Geçen hafta kaldığımız yerden devam ediyoruz. Hiç özet yapmayacağım. Vakitten gidiyor. Biz vakti nasıl dolduracağını bilmeyenlerden değil, vakti yetiremeyenlerdeniz. Merakımız gani, sohbetimiz derin, sorularımız engin. Geçen haftaki yayınımızı izlememiş olanlar için sosyal medya üzerinden linki bırakıyorum.
-Vakti olabildiğince iyi değerlendirmek adına, hocam geçen hafta Reha Muhtar’ın ölümü üzerine konuşmayı planlarken siz konuyu atasözlerine doğru sürdünüz.
-Konu araba mıdır ki oraya buraya sürülsün. Konu ele alınır, derinlemesine incelenir, tahlil edilir. Tarla sürer gibi sürülmez.
-Hahahaha. Espriyi beğendim hocam. Tarla sürer gibi bir konuyu sürmek. Kültür kelimesinin kökenine de gönderme yaptınız. Harika. Bir konuyu daha sonra ele almak için nadasa bırakmak. Ben bunu var çok sevmek. Hahaha.
-Şov yapmayı keserseniz geçen hafta kaldığım yerden devam edeceğim. Sizin araya girmenize gerek yok. Nerede kaldığımı hatırlamıyorsunuz. Sizin aklınızda “Hoca atasözleri üzerine söyleşiyordu, zamanımız yetmedi”den başka bir şey kalmamış.
-Aman hocam o nasıl söz.
-Kesmeyin sözümü. Yanımda getirdiğim notlarımı okuyup gideceğim. Sizin bir parça sözlü kültüre dair bilginiz olsaydı, her cümlemi durmadan kesmeseydiniz mevzu geçen hafta tamamlanmış olacaktı. Neydi konumuz? Filanın ölümü niye ses getirmedi. Bu tabiri de hiç doğru bulmuyorum. Ses getirdi, ses getirmedi.
-Ölümü kamuoyunda yankılanmadı dersek...
-Demeyin ya hu! Bir şey demeyin, dikkatli dinlediğinizi ispat etmek için de durmadan başınızı sallayıp kıpraşıp durmayın karşımda. Şu yeşil tişörtlü kameraman beni çok iyi dinliyor. Sen taş gibi otur yeter.
-Ekran despotizmine hoş geldiniz. Kızılcık sopası cümlelerini de yanında getirmiş hocamız.
-Sizi........
