menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş ve Barış romanında Mason locaları

51 0
21.07.2026

Savaş ve Barış romanında Mason locaları

Tolstoy’un muhteşem romanı Savaş ve Barış’ı (yayım tarihi 1869) ilk okuyuşum, daha doğrusu okuyamayışım MEB Yayınları’nın iki mini pembe cilt olarak çıkarttığı baskısıdır. Romanı okumaya çalıştım, bu muymuş muhteşem roman dedim.

Sonra bez baskılı tek cilt Harp ve Sulh adıyla yayımlanmış romanı okumaya çalıştım. Olmadı.

Tâ ki İletişim Yayınları’nın bastığı Savaş ve Barış’a kadar. Benim daha önce elime alıp okuyamadan bıraktıklarım, İletişim baskısının beşte biri kadar ancak vardır. Bir ara özetin özeti baskılarla Türk okuyucusu klasik roman okumasın diye adeta seferberlik ilan edilmiş.

Pandemi sırasında hibrit bir okuma yaptım. Elimde kitap, zaman buldukça okudum, zaman bulamadığımda sesli kitap olarak dinlemeye devam ettim. Hiç ara vermeden romanı tamamlamış oldum.

Sesli kitap demiş iken bir durumu açıklığa kavuşturmamız lazım. Dinlediğimiz kitapların basılı halinin muhakkak elimizde olması gerekiyor. Neden mi? Geçen hafta sosyal medyada en çok dolaşımda olan haber, yapay zekâ şirketlerinin sahafları dolaşarak binlerce kitap satın aldıkları ve bu kitapların taramasını yaptıktan sonra imha ettikleri idi. Yani Fahrenheit 451 romanında anlatılanlar distopik bir kurgunun değil, acı gerçeğin ta kendisi olarak hayatımıza karışmak üzere. Kitapları, ancak bireysel kütüphanelerimizde koruyacak duruma gelmek tehlikesi ile karşı karşıya kalacağımız günlere mi gidiyoruz? Ne acıdır ki birkaç hafta önce İstanbul’a yağan yağmurda Üsküdar Sahaflar Çarşısı’nı sel aldı ve binlerce kitap hasar gördü.

Bu, kitaplar bahsinin toplumsal sorumluluğumuza bakan yüzü. Okuyan özne olarak bizimle ilgili kısmı şu: Dinlediğimiz kitaplar elimizin altında olmaz ise, dinleme, kum üstüne yazı yazmaya benzer. Sular yükselir yazı silinir.

Kitap dinlemek ile kitap okumanın çok farklı olduğunu düşünenler için Prof. Dr. Fatma Deniz’in kitap okuyanlar ile kitap dinleyenlerin beyin yapılarını incelediği ve araştırma sonucunda her ikisinde de beyinde aynı değişikliklerin gözlemlendiğini söylediği araştırmasını anmadan geçemeyeceğim.

Gelelim benim hibrit okuma olarak Savaş ve Barış’ın sayfalarında çıktığım seyahate...

Bendeniz tarihî romanları değil, dönemini anlatan ama şimdi bizim için tarihî atmosfer sunan romanları seviyorum.

Savaş ve Barış, 1805’ten 1813’e kadar süren Napolyon’un Ruslarla savaşını anlatır. Napolyon, Moskova’yı 1812 yılında işgal edince Rusların teslim olacağını ve savaşı kazanacağını düşünür. Ancak Ruslar her tarafı yakıp yıkarlar ve Napolyon Polonya’ya çekilmek zorunda kalır. Ruslar karşı hücuma geçince Fransız ordusu yıpranır.

Tolstoy bu savaşa birinci dereceden tanık değil. Ama bu savaşın izlerinin........

© Yeni Şafak