Fonda müzik: Cenazede, namazda, sohbette, kavgada
I-
Marmaray istasyonu. Karı koca, sonu kavga ile biteceğini haber veren bir tartışma içinde. Sesler yükseliyor. Etraftan bakanların sayısı artıyor. Hatta, tartışmayı yorumlayanlar bile oluyor.
Yetmiş yaşlarındaki bir beyefendi kendi kendine söyleniyor: “Bunlar hep sabah programları yüzünden. Kadınlarda sınır serhat diye bir şey kalmadı. Boşuna Amerikalılar kasırgaların adını kadın koymuyor. Kadın milleti niyet etmesin bir kere, yıkıp geçiyor.”
Dinleyeni olup olmadığına aldırmadan kişisel monolog performansını titiz bir şekilde sürdürüyor.
Gençlerden biri “Uzayalım şuradan” diyor. “Sonunda Kadir Şeker olmak da var.”
O esnada dokuz yaşlarında bir çocuk cep telefonundan bir şarkı açıyor. Çiftin tartışması duyulmaz oluyor. Daha doğrusu bir Gönül Turgut şarkısı ile duyulmaz oluyor. Gönül Turgut’un sesi, tartışan karı-kocanın görüntüsünü sinematografik bir görüntüye büründürüyor: “Üzüntüyü bırak, sen yaşamaya bak...”
Şarkıyı beğenenler, çocuğa “Baksana küçük” diyor “Kim söylüyor o şarkıyı?”
Çocuk cevap vermiyor.
Bu çocuk ilerde sinemacı olur muhakkak, diyor içimdeki birkaç sesten biri. Tartışanlar bu çocuğun annesi ile babası mı? Bu şarkı annesinin en sevdiği şarkı mı? Evde tartıştıkları zaman annesine moral olsun diye bu........
