menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dokunmatik gassal

60 0
12.05.2026

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz bize sürekli sorar “Hiç düşünmez misiniz? Akl etmez misiniz?”

Kafamızı kurcalayan şeyler vardır. Ama kafamızı kurcalayan gündelik telaş, düşünce değildir. O halde 20. yüzyılda düşünme üzerine fikrini en çok yoran Heidegger’den ödünç alalım düşünmenin tarifini.

Heidegger (1889-1976) düşünmeyi ikiye ayırır: Hesaplayıcı düşünme ve sükunetle düşünen düşünme. Çağdaş insanın düşünmeden firarda olduğunu söylerken Heidegger’in kastettiği sükûnetle düşünen düşünmedir. Sükunetle düşünen düşünce kendiliğinden gerçekleşir.

Heidegger, kullanılan teknolojinin insanları yersiz yurtsuz yaptığını, köklülüğünü tehlikeye attığını, insanın yer ile gök arasında yaşayamadığını ileri sürer. Gök ile yer arasında yaşamak insanın fıtrî tarafına yapılan vurgudur. 

Toprağı bol olasıca Heidegger günümüzün dijital teknolojilerine görseydi insanın makineler tarafından tamamen ele geçirilerek düşünemez duruma getirildiğini söylerdi muhakkak.

Makine aşkı, insanın düşünmesini nasıl kilitliyor bahsi için Tabii’de yayınlanan Gassal dizisinin üç sezonundan bir sahne üzerinde durmak istiyorum.

Dizinin şarkılı türkülü kısımları meşrebime pek uygun değil. Benim seyrime bir şey katmıyor lakin ahali en çok bu şarkılar, türküler üzerinden ses veriyor, o başka.

Üçüncü sezonu seyretmeye pek niyetli değildim esasında. Sosyal medyada karşıma çıkan bir kare, sezonun tamamını seyretmeme vesile oldu.

Karşıma çıkan sahneyi seyrettikten sonra, üç vakte kadar ekran hocalarına sorulacak soru belli oldu diye düşündüm. Ölüleri el değmeden yıkamak caiz midir?

El değmeden yıkanan çamaşır ve bulaşıkların yanına yeni bir hizmet olarak, makineler yoluyla el değmeden yıkanan mevta bahsi dahil olur mu? Dokunmatik hayat hızla ilerlerken, bildiğimiz hayat her sahnesi ve ritüeliyle yok olup gidecek mi?

Gassal dizisi ölümün sekülerleşmesi bahsine eşlik eden ölünün sekülerleşmesi/ metalaştırılması meselesini düşünmemize vesile oluyor. Dizinin senaristi Sümeyye Karaaslan, gassal Baki aracılığı ile gündelik hayatın aksayan, akmayan, çamur tutan dibini çok iyi gözler önüne seriyor.

Dizinin ana karakteri erkek gassal Baki, hayat ile bağını sanki Heidegger’in istediği gibi kurmuş bir fani. Var olmayı gidenlerden öğrenmiş olan Baki, gassal olmayı da arkadaşının babası İbrahim Hoca’dan öğrenmiştir. İmam İbrahim Hoca, gassal olmayı Allah’ın rızasını kazanmak için gönüllü olarak yapmaktadır.........

© Yeni Şafak