menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başkasının hayatı bize “hayat”ı öğretir mi? (1)

64 0
11.09.2026

Başkasının hayatı bize “hayat”ı öğretir mi? (1)

Kim kiminle nerede ve nasıl karşılaşır? Uzun bir zamandır bu sorunun cevabı için gündelik hayatın değişik sahnelerinden ip ucu yakalamaya uğraşıyor, hafızanın mihmandarlığında dün ile günü birbiriyle bütünlemeye çalışıyorum. Daimî okuyucularım biliyor, benim derdim değişende değişmeyenin, değişmiyor zannettiğimizde değişenin ne olduğu üzerine dikkat kesilmek.

Aynı resme bakarken bazılarımızın “Her şey çok değişti” demesine, diğerlerinin “Pek de bir şey değişmedi, dünya kurulduğundan beri zaten her şey böyleydi” diye karşı çıkmasına sebep olan ve her iki kesimin de kendisini sonuna kadar haklı idrak etmesinin önünde engel teşkil eden şeyin, değişen ve değişmeyenin ritmini aynı anda göremeyişimiz olduğunu düşünüyorum.

Gündelik hayatın ritmi üzerine düşünmek önemlidir. Psikolojiden sosyolojiye ekonomiden siyasete, dinî ve ahlaki meselelerin ortaya konulma biçimine kadar, yani insanla ilgili her şey ritim ile yakından alakalıdır.

Hatırlayınız, Cenab-ı Allah yüce kitabında bizim ritmi yakalamamız için hem kıssaları tekrar tekrar anlatır hem de dünyanın düzeninin bütünlüğünü tefekkür etmemizi sağlayan tekrarları, gece ile gündüzün, hayat ile ölümün birbiri ardınca gelişini, yaratılıştaki hikmeti kavramamız için tekrar tekrar hatırlatır.

Huzur, esasında bizim rutindeki ritmi yakalamamız ile yakından alakalıdır.

Karşılaşma bahisleri için, rutin ve ritim dengesini lütfen zihninizde kayıtlı tutun.

Suat Derviş’in ailesi ve Suat Derviş’in romanlarını birkaç hafta boyunca Cuma günleri konuşacağız inşallah.

Suat Derviş’in ecdadı, bir ambarı bir buğday tanesi üzerinden tasvir etmek için son derece zengin.

Suat Derviş’in baba dedesi Mehmet Emin Derviş Paşa (1817-1879) Eyüplü bir imamın oğlu. Modern bilimin Osmanlı’ya girişinde, kurumsallaşmasında kurucu bir role sahip.

1829’da Mühendishane-i Berri’i Hümayun’a gidi. Başarılı bir öğrenciliğin ardından Avrupa’ya gönderildi ve orada maden mühendisliği ve kimya dalında eğitim aldı.

Yurda döndüğünde Mekteb-i Harbiye’de hocalık yaptı ve askeri görevlerde bulundu. Müşir (mareşal) unvanı aldı.

1848 yılında kaleme aldığı Usul-i Kimya, basılan ilk Türkçe kimya ders kitabıdır.

1863’te henüz kurulma aşamasındaki Darülfünun’da halka açık halk derslerinin ilkini vererek elektrik ve fizik deneyleri sergiledi.

Karşılaşmalar bahsine Mehmet Emin Derviş Paşa’nın bir görüşte vurulduğu Kafkas........

© Yeni Şafak