6-Kışı bitimsiz, yazı tekinsiz yerde çocuk olmak
Başhekim, hastanenin bahçesine çocuk parkı kurdurdu. Kaydırağın başında sıraya girmiş olan çocukları saydım. Az kaydırak çok çocuk, dedim rakamlara yenik düşüp. İstanbul’un sadece hafta sonu şenlenen deniz kenarındaki parklarını düşündüm.
Kışı bitimsiz, yazı tekinsiz bir yerde çocuk olmak…
Şehrin bir ucundan öteki ucuna, sokak aralarına kurulacak parkları hayal ettim. Çocuklara çocuk olma hakkı bahşedilirse onları erken büyümenin yükünden kurtarabilir miydik?
Alnımı cama dayamış her yere park kuruyordum. Lalezar geldi: Doktor Hanım hastanız bekliyor. Benim tahterevallinin başında sıra bekleyen çocuklara hüzünle baktığımı görünce Bunlar talihlidir, dedi. Siz esas bizim oradaki lojmanı seyreden çocukları göreceksiniz. Subay lojmanlarının içinde çok güzel bir park var. Salıncaklar, kaydıraklar. Bizim çocuklar demir parmaklıkların ardından öfke ile bakıyor onlara. Çocuklara bu yapılmaz değil mi Reyhan Hanım? (“Doktor Hanım” değil de “Reyhan Hanım” demesi dikkatimi çekti.) Küçücük çocuklar lojmanın bahçesinde oynayan yaşıtlarına taş atmaya çalışıyor, kimse de bunu görmüyor ya ona hayret ediyorum işte. Orada o çocukların onca özenmesine, özenip de kıskanmasına alakasız duracağınıza, ya bunları alın içeri çocuktur diye ya bunlara da bir park kurun değil mi Reyhan Hanım? (Parklar ve Bahçeler Genel Müdürlüğü? Hakkâri halkı talep etmesini biliyor mu Lalezar, diyecekken sustum. Burada susarak iletişim kurmayı başarmak zorundayım. Sorular incitici olabilir. Yargılayıcı olabilir. İletişim kazası yapma........
© Yeni Şafak
